Ne tutkusu ne de bu tutkuyu güdüleyen canlılığı kalmıştı. Bir ölüydü sanki. Ruhu ölmüştü. Bir hayvandı, işe koşulan bir hayvan. Yeşil yapraklardan süzülen gün ışığında güzel hiçbir yan bulamıyordu. Mavi gökyüzü de eskiden olduğu gibi, gün yüzüne çıkarılma arzusuyla titreyen kozmik derinlikle ilgili hiçbir şey fısıldamıyordu. Artık hayat onun için katlanılamayacak kadar sönük ve manasızdı.
O kızın sert bakan gözlerini gördünüz. Hiç kimse tarafından korunup kollanmamış, hep kendi başının çaresine bakmış.Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz.