LO SİENTO WİLSON
Masumiyet Müzesi benim için iki kez başlayıp yarım bıraktığım bir roman oldu. Her seferinde aynı yerde takıldım: anlatı akmıyor. Sayfalar ilerliyor ama hikâye ilerlemiyor gibi hissettim.
En çok da ayrıntılar yordu beni. Eşyalar, sofralar, sigaralar, mekânlar… Başta atmosfer kuruyor sanıyorsunuz ama bir noktadan sonra duygunun önüne geçiyor. Kemal’in Füsun’a olan aşkını hissetmek yerine onun takıntısının içinde sıkışmış gibi oldum. Sürekli aynı özlemi, aynı pişmanlığı farklı cümlelerle okumak beni hikâyeden uzaklaştırdı.
Belki bu bilinçli bir tercihtir; belki de okuru da Kemal gibi geçmişe çivilemek ister roman. Ama ben okur olarak o vitrinin önünde fazla bekledim. Etkilenmek yerine yoruldum.
Bu yüzden benim için Masumiyet Müzesi, fikri güçlü ama okuması ağır bir roman olarak kaldı.Sadece diziyi izleyeceğim