Hovardalıktan zevk alan, başından geçen veya yalnız hayalini kurduğu her türlü gönül macerasını yakın arkadaşlarına ballandıra ballandıra anlatan bir adamdır Necdet. Bu gönül eğlencelerinin yine bir tanesi ise tam anlamıyla bir felaketle sonuçlanır.
Çünkü Necdet aşık olur.
Aşık olduğu kadın, Meliha ise daha o bir adım atmadan yakın arkadaşı İbrahim Şemsi ile evlendirilir.
Meliha, Necdet'in ona olan çılgınca aşkını fark eder ve onun aşkına aşık olur.
Ve Necdet'in, ihtirasları uğruna kocasına ihanet etmeyi göze alan Meliha'ya olan aşkını bastırmak için verdiği yıpratıcı mücadelesi başlar.
_
"Ben onu bütün hıyanetleriyle, bütün kusurları, ayıplarıyla seviyordum."
_
Zehirli, yasaklı bir aşkın insanı ne hale koyduğunu başarıyla işleyen bir kitaptı Zavallı Necdet. Fakat kitap boyunca aklımı kurcalayan bir nokta vardır ki, gerçekten zavallı mıdır Necdet?
Eğer en başında, gönlünü bu denli coşturan Meliha'yı uzaktan izlemek yerine, şımarıkça bir zevkle önce onun tarafından arzulanmayı beklemek yerine evlenme teklifi etmiş olsaydı belki de mutlu olacaklardı. Belki de ikisi de acı çekmeyecekti ve benim bu hikayede asıl üzüldüğüm kişi, değerli bir koca ve arkadaş olan İbrahim Şemsi ihanete uğramamış olacaktı.
Ya da daha da başında, Necdet hovarda olmak yerine sorumluluk sahibi bir eş olup yıllar önce annesinin evlenmesini istediği olgun bir kız olan Müzehher ile evlenmiş olsa belki de Meliha'ya hiçbir zaman o gözle bakmayacaktı.
Belki de Müzehher üzüntüden kalp krizi geçirmeyecekti.
Belki de Necdet pişmanlıklarını taşıyamayarak intihar etmeyecekti.
Belki de Meliha doğum yaparken ölmeyecekti.
Belki de İbrahim Şemsi tıpatıp Necdet'e benzeyen 'oğlu' ile bir başına kalmayacaktı.
Ego yüzünden kaçan fırsatlar, yasak ilişkiye direnme uğruna yataklara düşen