Sonbahar... Sonbahar... Hazin mevsim. Yaprakların dökülüp öldüğü, kuşların yuvalarını dağıttığı, veremlilerin başlarını bir daha kaldırmamak üzere yastığa koyduğu çok hazin mevsim... Bütün yeşil mevcudatın sararıp solduğu, bütün ümitsiz kalplerin, emelleri harap olmuş gönüllerin daha nihayetsiz ümitsizliğe düştükleri ağlayan mevsim... Gizli gizli ağlayan mevsim...
Onları her gün, her zaman görüyordum, sevişiyorlardı. Saf bir aşkla, samimi bir muhabbetle sevişiyorlardı. Benim nail olmak istediğim saadet meyvelerini bir başkası avuç avuç topluyordu ve ben de bunu görerek eriyordum, çıldırıyordum, harap oluyordum.