Bu insanlar kendi sefaletlerinden niçin kendileri sorumlu olsunlar? Yüzyıllar boyunca bu insanlara ne verdik? Köylerine yol mu yaptık yol başına mektep mi kurduk? Camisi, muallimi, imamı var mı? Hastalıklarıyla mı savaştık? … Dinin hükümlerini,milletin adını,
vatanın sınırlarını öğrettik de öğrenmediler mi? Verdiği vergileri, aldığımız askerleri ne yaptigimizi söyledik mi? Padişahın adını nereden bilsin? Başkentin adını neden bilsin? Hatta bütün bunlara rağmen onun bugün gene burada olmasına şükretmeli.
Yüzyıllardan beri soyulan,sömürülen, yüzyıllar boyunca yalnız mal, yalnız can vergisi için aranan şu bitmiş, şu bilinmeyen Anadolu’ya karşı, çeşmeleri gürül gürül akan İstanbul’un işlediği günahların borcunu ödüyoruz.