Otları sadece biçen bir adamla, gerçek bir bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır. Otları biçen bir adam orada hiç bulunmamış gibidir fakat bahçıvan bir ömür boyu oradadır.
Köpüren akşam üstleri yalnızlığımı törpülemeyi öğrendim.
Durmam gereken yerde yürümemeyi, susmam gereken yerde konuşmamayı da.
Ruhumu aşkla parlatıp ,dudaklarımı zincirleyerek eskittim.
Bir şeyleri yanlış yaratmış olmalı tanrı.
-Reynal
Bir deniz kızına aşıktı hiç denizi görmemiş bir adam.
Ayakları yere basar, bastığı her yeri yakardı.
Yüreğinde hiç sönmeyen ateş dilinde alevler saçardı.
Kaçardı yağmurdan, ağlamaktan korkardı.
Bir deniz kızına aşıktı denizde hiç yüzmemiş bir adam.
Yağmur birikintisi bulur kağıttan gemiler yapardı.
Kurumuş bir gözyaşı bırakırdı güvertesine
Limansız, pusulasız.
Duyguları hoyrat, asi.. Zamansız.. Ne geldiği yeri bilirdi nede gideceği yeri.
Bir deniz kızına aşıktı boğulmaktan korkan bir adam.
Su ateşle sevişemezdi, bilirdi.
Ne zaman demir alsa yüreğinden
Korsanlar yakardı gemisini.. Bir tek adam batardı.
Ne yağmur birikintisinden deniz olurdu
Ne de içinde deniz kızı.. Bir deniz kızına aşıktı denizi hiç görmemiş bir adam..
-Reynal