Bir deniz kızına aşıktı hiç denizi görmemiş bir adam.
Ayakları yere basar, bastığı her yeri yakardı.
Yüreğinde hiç sönmeyen ateş dilinde alevler saçardı.
Kaçardı yağmurdan, ağlamaktan korkardı.
Bir deniz kızına aşıktı denizde hiç yüzmemiş bir adam.
Yağmur birikintisi bulur kağıttan gemiler yapardı.
Kurumuş bir gözyaşı bırakırdı güvertesine
Limansız, pusulasız.
Duyguları hoyrat, asi.. Zamansız.. Ne geldiği yeri bilirdi nede gideceği yeri.
Bir deniz kızına aşıktı boğulmaktan korkan bir adam.
Su ateşle sevişemezdi, bilirdi.
Ne zaman demir alsa yüreğinden
Korsanlar yakardı gemisini.. Bir tek adam batardı.
Ne yağmur birikintisinden deniz olurdu
Ne de içinde deniz kızı.. Bir deniz kızına aşıktı denizi hiç görmemiş bir adam..
-Reynal
Kendi cenazemi omuzladım musalla taşına.
Üç kez sordum kendime.
Kendimi nasıl bilirdim diye.
Kederli dedim ilkin,derken bile kederliydim.
Sonrakilere sesim yetmedi.
Hakkımı da helal etmedim zaten kendime.
Bir sex işçisine kıldırdım cenaze namazımı.
Yüzleri gözyaşıyla yıkanmış dört tane fahişe omuzladı tabutumu.
Bir mezarım da yoktu.
Götürün dedim.
Bir gece yarısı tecavüz edilip sonra yol kenarına atılan bir kadının göz çukarlarına gömün beni.
Toprak atmayın,bırakın yağmur yağsın üzerime.
Gözyaşlarını yağmurda saklamaya çalışan buğulu kadınların acılarıyla örtün beni.
Azarı hiç bitmeyen bir babanın kız çocuğu gibi azarlasın tanrı beni.
-Reynal
Rafların arasında kaybolmaya yüz tutmuş bu şiir kitabı tıpkı kendisi gibi dünyada kendine bir yurt, bir ev, bir yer kalp bulmamış herkesin yüreğindeki keder kuyusuna bir ip uzatır gibi umut veren bir eser..