Yazarı takip etmiyorum. İlk kez bu kitapla tanıdım kendisini, değerlendirmemi sadece bu kitaba göre yapacağım.
İslamiyet’in yıpratılmaya, Müslümanların itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı bir düzende islamiyete en çok sahip çıkması gereken Müslümanlarken, en büyük darbenin müslümanım diyenlerden gelmesi çok acı. İdrak etmek ve uyanık olmak konusunda yazarla aynı fikirdeyim. Ama Atatürk’le ve içeriği temiz olan aşılarla ilgili aynı düşünmüyoruz, Atatürk’ün İslam düşmanı olmadığını, islamı sevmeyen ya da yaşamayan kesimlerin atatürkçüyüm demesiyle bu algının oluştuğunu ve içeriği temiz aşıların doğru kullanımla faydalı olduğunu düşünüyorum. İçeriğin temizliğinde de sağlık bakanlığı işini düzgün yapmalı. Kitap konuşma diliyle yazılmış akıcı bir kitap. Ama ben edebi cümlelerle şekillendirilmiş kitapları daha çok seviyorum. Konuşma dili kitabın değerini azaltıyor gibi hissediyorum. Özellikle islam övülürken veya yayılırken naif bir dil kullanılmalı bence. Taifte taşlanan Efendimizin helak olmasınlar diye kanını yere damlatmaması ahlakıyla, ya da amcasını öldüren Vahşiye “olur ya kalbimden nefret duygusu geçer seni incitirim bu yüzden gözüme çok görünme” inceliğiyle anlatılınca kalplerde daha derin izler bırakacağını düşünüyorum. Gazze’de Müslümanlara yapılanların, ya da epstein dosyasındaki vahşiliklerin kalbimde çok büyük bir nefret oluşturmasına engel olmak mümkün değil, ben o kadar naif olamıyorum tabi ki, bunu dile getiririm, söylerim, haykırırım ama bir kitap yazacak olsam asla nefret diliyle, aşağılayarak, küçümseyerek, dalga geçerek yazmam. Bu açıdan da yazarın değerli bilgilerini basitleştirdiği fikrindeyim. Tabi bu benim düşüncem.