İşçiler burada puro sararken, bir görevli bu mikrofondan onlara kitap okuyormuş! diyor Güner. Fabrikada tütün sarıyorken birisi sana, işi hızlandırıcı müzik çalmıyor, Dostoyevski okuyor. Ağır ağır sar amigo, Dostoyevski'yi de sindirerek. Güzel sar o puroyu, Dostoyevski aşkına!
-Bu duaları, bütün bu yıllar boyunca ne kadar sık yineledim! Acaba bir kez olsun, duanın aslında ne anlama geldiğini düşünmek için durdum mu? Yalnızca yazılmış olanı yinelemek zorundaydık, hem de bir kez, on kez, elli kez, yüz kez, tamamen mekanik bir biçimde. Bence bu bir dua değildir. Belki ses telleri ya da ses için bir alıştırma, hatta belki de bir sabır denemesi, hangisini yeğlerseniz, ama bir dua değil.