Rubicon

Tevfik Uyarın Deneyi
Sevgili genç arkadaşım, Dostum Tevfik Uyar'm isteği üzerine bana verdiği doğum tarihleri ile bir analiz gerçekleştirdim ve bunu size mektup olarak yazdım. İnanın çok vaktimi aldı. Rahatlıkla söyleyebilirim ki sizin karakterinizden oldukça etkilendim. Doğum günü tarihinize özel olarak bakıldığında gerçekten de özel bir insan olduğunuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Her şeyden önce siz iyi bir insansınız ve iyi 1 Barnum Etkisi ve bu etkiyi kullanan falcıların uyguladığı "Soğuk Okuma" tekniği hakkında daha fazla bilgi için "Yalansavar"dan Bahadır Ürkmez tarafından kaleme alınan "Falcılar, medyumlar ve doğaüstü güçleri" adlı yazı dizisine göz atmanızı öneririm. bir insan olmanın ne demek olduğunu anlamada önemli adımlar kat etmişsiniz. Geleceğiniz de son derece parlak. Diğer karakter özelliklerinize gelince: Siz yalancılıktan ve riyakârlıktan hiç hoşlanmazsınız. Çevrenizdeki birisinin size karşı kötü hisler beslediğini anladığınız zaman ondan uzaklaşmaya eğiliminiz var. Yardımsever bir insansınız. Çevrenizde güç durumda olan insanlar gördüğünüz zaman onlara yardım etmekten hoşlanırsınız, ancak kimi zaman o kişinin o güçlükle kendisinin mücadele etmesi ve bu sayede güçlenmesi gerektiğini de düşünerek kendi haline bırakabilirsiniz. Gurur sizin için önemlidir. Gururlu bir insan olduğunuzu söyleyebiliriz. Ancak zaman zaman sessiz kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Bazen kararsızlıklar yaşayan bir insansınız ve iki durum arasmda kalmaktan çok hoşlanmıyorsunuz. Güçlü yapınız sayesinde çok hızlı karar alabilirken, kimi zaman da ince eleyen ve sık dokuyan yapınız devreye giriyor ve her seçeneği derinlemesine tartıyorsunuz. Çoğunlukla pişman olmasanız da pişman olduğunuzda da "bunun bir sebebi" olmalı diyerek kendinizi sakin ve mantıklı düşünmeye davet edebiliyorsunuz. Zaman zaman sizin
sayfa 180de ekte burçların asıllarının bulunduğu tablo var·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Şemalar Ve Uygun Çıkarsamalar Kuramı
Şemalar ve kalıp-yargılar Şemalar, zihinsel kısayolların temelini oluşturur. Beynimizdeki hazır şablonlardır ve bizi çevrede karşılaştığımız her bir durum için pturup düşünmekten, analiz etmekten kurtarır. Aslında şemalar sayesinde güvenle yaşarız. Örneğin bir restorana gittiğinizde yemeğimizi rahat rahat yeriz, çünkü o restoranda bulunacak insanlarla ilgili şemamız orada bizim boğazımıza bıçak dayayarak bizi gasp edebilecek insan profilini içermez. Oysa Beyoğlu'nun arka sokakları için aynı güveni duymazsınız ve bu defa da hiçbir emaresi olmasa bile her insan ya da her hareket sizi tedirgin eder. Her bir insanı ayrı ayrı gözlemleyerek vardığınız sonuçlar değildir bunlar: Çevremizden, filmlerden, duyduklarımızdan ve deneyimlediklerimizden toparlanmış bilgi kümeleridirler ve şemalarımızı oluştururlar. Sadece insanlar için değil, nesneler ya da durumlar için de şemalarımız bulunur. Bir restoranda masa ve sandalyelerin bulunacağı, garsonların servis yapacakları ve oranın sağlıklı olduğu -ve yemekten böcek çıkmayacağıyönünde bir şemamız vardır. Birbirinden çok farklı restoranlara gidebiliriz, ama restoran şemasının bu temel öğeleri değişmez. Bu sayede çorbamızdan her bir kaşık aldığımızda o kaşığm içerisinde böcek var mı diye incelemek zorunda kalmayız ya da her restoranda yemek yemeden önce girip mutfağını incelemek yönünde bir talebiniz olmaz. Benzer şekilde trafikte sol şeritte giderken sağımızdaki aracın 163 aniden üzerimize kırma ihtimalinden korksaydık asla araç kullanamazdık, ama diğer sürücülere ait olan ve sürekli aktif olan şemamız sayesinde bu ihtimali es geçerek her bir aracı sollarken frene basıp yanımızdakinin akli dengesinin yerine olup olmadığım kontrol etmeyiz. Bir topluluğun tüm üyeleri için oluşturulmuş bu şemaların özel bir adı vardır: Kalıp-yargılar.
Oranlama Kısayolu
Sözgelimi evinizin hemen alünda bir zücaciye var. Sizin de bir Türk kahvesi fincan takımına ihtiyacınız var. Evinizin alündaki zücaciyede 20 TL'ye satılan bu kahve fincanı takımının komşu mahallenizde bulunan ve size yarım saatlik yürüme mesafesinde bulunan bir diğer zücaciyede 10 TL'ye satıldığım duyuyorsunuz. Çok yüksek ihtimalle bu fark size on beş dakikalık yürümeye değer görünecektir. Bir düşünün: Sadece yarı fiyatına alacaksınız ve 10 TL kâra geçmiş olacaksınız... Sizce de değmez mi? 160 İkinci senaryomuzda ise ihtiyaç duyduğumuz şey 20 TL'lik Çin malı kahve fincanı takımı değil, 1100 TL'lik bir vazo olsun. Aynı vazo komşu mahalledeki zücaciyede 1090 TL olsun... Sizce yanm saat yürümeye değer mi? Çok yüksek ihtimalle değmeyeceğini düşünürsünüz. Burada her iki senaryo aym sayfada gözünüzün önünde olduğu için çok gerçekçi bir şekilde her iki durumda da diğer zücaciyeye gideceğinizi düşünebilirsiniz, ancak insanlar öyle davranmazlar. Her ikisinde de kâra geçeceğiniz miktar 10 TL olmasına rağmen (ve bu 10 TL'yi pahalı zücaciyeye kaptırmadığınız zaman karşılığında alacağınız dondurma miktarının da aynısı olmasına rağmen) oransal düşünmeye daha yatkın olacaksınız ve 20 TL'lik bir alışverişteki 10 TL'lik tasarruf size diğerinden çok ama çok daha büyük gelecek. Halbuki 10 TL, 10 TL'dir değil mi? Buradaki zihinsel kısayol ürünün fiyatının sizin kıyas unsuru olarak kabul edeceğiniz çıkış noktasının büyümesinden ve 10 TL'nin buna görece büyüklüğünden kaynaklanmaktadır. Azami 700 TL kirası olan bir ev tutmak üzere ev aramaya başlayıp en sonunda kendinizi 1000 TL'lik ev tutmuş bulmanızdakinden pek farklı olmayan bir bilişsel cimrilik... Oysa bir gece önce o kadar hesap kitap yapıp 700 TL'nin verebileceğiniz azami kira miktarı olduğu sonucuna varmıştanız. Ne ara "700 veren 800
Adorno’nun Neden Astrolojiye inanılır açıklaması
Astrolojiye duyulan inanan toplumsal yönünü detaylı olarak inceleyen fikir insanlarından birisi, kitle kültürü ve medya eleştirisiyle sosyal bilimler içerisinde önemli bir yer tutan Theodor W. Adorno'dur. 1952 yılında yazdığı "Yerküreye İnen Yıldızlar" (The Stars Down to the Earth) adlı makalesinde astroloji hakkında derin tahliller yapan ve onu "kurumsallaşmış bir batıl inanç" olarak tanımlayan Adomo, her şeyden önce insanın tüm gezegen ve yıldızların kendisiyle ilişkili olduğu fikrinden hoşlandığım ve narsisistik bir şekilde böylelikle kendini daha önemli hissettiğini ifade eder. Gerçekten böyle olup olmadığı tartışılır, ama bu fikir en azmdan ilk başta krallarla ilişkili olduğu düşünülen astrolojinin zamanla tüm insanlara uygulanabilir hale geldiği gerçeğiyle uyumludur. Kralların kaderini belirleyen gezegenler neden bizimkini de belirlemesin? Aynca Adorno'ya göre astrolojinin popülerleşmesinin ardında, ayrıcalıklı eğitim imkânından yoksun kalmış kişilerin astronomi ve evren gibi karmaşık bir bilgi topluluğuna astroloji sayesinde formüle edilmiş bir kolaylıkla ulaşma imkânı bulmaları vardır. Adorno'nun bu tahlili bir miktar üstten bakış olarak görülebilir, fakat astrologlann fizik, ekonomi, psikoloji ya da biyoloji gibi engin denizlere dalmaktansa bu kolay formülleri kullanarak "aşk hayatınız için kritik bir dönem" demekteki ısrarlarım çok iyi açıklıyor. Hakikaten de benimle tartışırken sıkıştığı noktada astronomik gözlemlere ilişkin matematiksel birtakım denklemleri açıkladıkları sayfalann adreslerini ya da kitaplarının isimlerini veren 154 astrologlara rastladım. Göstermeye çalıştıkları şey iyi kötü onların da formüllerden anlıyor olduklarıydı. Astrolojinin nasıl olup da bu kadar büyük bir kitleye hitap ettiği sorusuna verilecek yanıtlar
gazete astrolojisi falın patlama yapma hikayesi
astrolojinin patlama yaparak pazara tamamıyla nüfuz etmesi 1930'larda gazetelerde halka açık ve harcıâlem hale gelmesiyle mümkün oldu. Tarihteki ilk "gazete astrologu" Richard Harold Naylor'dur. 1928 ve 1952 ydlan arasında İngiliz Sunday Express gazetesinin satışlarım 450 binden 3,2 milyona çıkartan efsane yayın yönetr meni John Gordon, o sıralarda Prenses Margaret'in doğumunu çok farklı bir yönden ele almak ve farklı bir haber yapmak istiyordu. Konu üzerinde günlerce düşünen Gordon, bir süre sonra o parlak fikri buldu: Prenses Margaret'in Horoskopu. Naylor'un bir İngiliz uçağının bazı aksilikler yaşayacağını iddia ettiği gün İngilizlere ait bir R101 tipi uçak düşecek ve 47 kişi hayatım kaybedecektir. Muhtemelen Naylor'un kendisini bile şaşırtan bu isabet, geleceği belirsiz gazete astrolojisinin piyasada kesin olarak tutunmasını sağlarken, bir süre sonra Naylor'un da kâhin muamelesi görmeye başlamasına neden oldu. Gazetenin eğlence editörü Arthur Christiansen'in 1961 yılında yazmış olduğu anılarında yer verdiği bilgilere göre; bu uçak olayından sonra Naylor'un ve horoskoplarının etkisi ülkede öyle inanılmaz bir etkiye ulaşmıştı ki, Naylor "Pazartesi alışveriş için kötü bir gün" dediğinde, mağazalar sinek avlamaktaydı.