Tevfik Uyar

Tevfik Uyar

YazarÇevirmen
7.9/10
244 Kişi
·
560
Okunma
·
32
Beğeni
·
1485
Gösterim
Adı:
Tevfik Uyar
Unvan:
Yazar
Doğum:
1985
1985 doğumludur. Lisans eğitimini İTÜ Uçak Mühendisliği bölümünden, Yüksek Lisans eğitimini ise İKÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yönetimi Programı’ndan almış, tez çalışmasını davranış bilimleri alanında yapmıştır. Halen İşletme doktora ve Sosyoloji lisans öğrenimine devam etmektedir.

Açık Bilim Dergisi’nin kurucu editörlerinden biridir ve halen yayın yönetmenliğini yapmaktadır. Bir dönem Açık Bilim Radyo Programı’nın yapımcılığını ve sunuculuğunu gerçekleştirmiştir. Bilimsel kuşkucu yazı grubu Yalansavar üyesidir. Akademik hayatına İstanbul Kültür Üniversitesi’nde havacılık ve insan davranışları üzerine verdiği derslerle devam etmektedir.

Ödüllü bilimkurgu öykülerine sahip olan ve üç adet yayımlanmış kitabı ve bir adet de çevirisi bulunan Uyar, çeşitli sektörlerde yer alan şirketlere yönetim, pazarlama ve sürdürülebilirlik danışmanlığı yapmakta, kritik düşünme, emniyet yönetimi, insan faktörleri ve tüketici davranışları konularında eğitimler vermektedir.
Trafikte hata yapan bir erkek gördüğünüzde, "kötü sürücülüğü" erkek olmaya değil, o erkeğin şahsına yüklersiniz: ("Geri zekali! Hanzo! Daha doğru dürüst araba kullanmayı bilmiyor!") Oysa hata yapan kadınsa, hatayı yükleyeceğiniz yer "kadın olmak"tır: (" işte görüyorsun ya kardeşim, kadınlar araba kullanamıyor...") işin kötüsü, bu şekilde gerçekleşen bir süreç sonunda, kadınların kötü sürücü olduklarına dair inançlarınız derinleşir. Bu inançlar da kalıpyargılarınızı besler. Tam bir kısır döngü!
Tevfik Uyar
Sayfa 34 - Destek Yayınları
Bir grubun üyesi olup olmadığımız o grubun normlarına uyma konusunda baskı hissedip hissetmedigimizle anlaşılabilir.
Hayvan hakları için protesto gösterisi yapanlara "İnsan hakları için de bu kadar tepki verdiniz mi?" demek safsatadır. Kişiler protesto haklarını diledikleri konuda kullanabilirler. Hepimizi birbirinden farklı kılan ve bu sayede hayatı zenginleştiren şeylerden biri de kendimizi adadığımız amaçların birbirlerinden farklı olmasıdır.
Tevfik Uyar
Sayfa 47 - Destek Yayınevi
Bilim, doğayı sistemli bir şekilde anlama çabasıdır. *Bilim, bir amacı, bir görevi ya da davası olan sosyal bir kurum değildir; ancak ve ancak bilimsel kurumların ya da bilim insanlarının görevleri, amaçları ya da davaları olabilir.* Dolayısıyla "bilimin" her şeyi açıklama iddiası yoktur. Bilim bir açıklama merkezi değil, bilim insanlarının açıkladığı ya da açıklamak istediği meseleler için hangi araştırma standartlarının norm olarak kabul edileceğini belirleyen bir kurumdur.
256 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Günümüzün paradigması olan Post-truth’un (Hakikatin Önemsizleşmesi) gündelik yaşantımıza yansımasını konu eden bir eserdir. Post- Truth’un kökeni ilk kez Aristoteles’in kategorize ettiği mantık yapısına kadar gider. Aristoteles, savları 5 tane olmak üzere hiyerarşik bir düzene sokmuştur; Tanıtlama, diyalektik, retorik, şiir ve safsata.

Safsatalar, İslam felsefecilerinin de hususi olarak dikkatini çekmesine karşın günümüze kadar çok üzerinde durulmadan gelinmiş bir konudur. Modern çağın bilgiyi parçalara bölüp, ulaşılmasını zorlaştırdıktan sonra, post modern çağın bilgiye tamamen ulaşılmasını yok etmesinden dolayı safsatalar su yüzeyine çıkmayı başarmıştır. Son 15 yılda da safsatalar müstakil olarak incelenmeye başlanmıştır.


Son yıllarda yakın çevremiz, akrabalarımız, ahbaplarımız veya sosyal medyadaki takipçilerimizin inandıkları mantık dışı hatta aptalca şeylere şahit olmuşsunuzdur. Elbette uygarlık tarihinin her anında böyle karanlık yıllar vardı ama bugünün farkı sosyal medyada herkesin bir editör gözetimi olmaksızın üretim yapabilmesidir. Dolayısıyla karşılaştığımız paylaşımlar tanımadığımız, niyetini, zekasını bilmediğimiz insanların katıksız, filtresiz fikirleri. Bu sıklıkla bizi karamsarlığa düşürüyor, neye inanacağımız konusunda bizi yanıltıyor. Zira safsata konusu internettten bağımsız insan aklının kusurlarıyla alaklıdır. Genellikle sorgulama ve araştırma seviyesi düşük, dogmatik ve cehalet düzeyi yüksek olan insanlarda sıklıkla görülür. Genellikle diyorum çünkü safsatalar bazı eğitimli zekaların da zihinlerini saran mikroplardır. Bu mikroplardan arınmak sadece özel bir zihinsel eğitim alarak mümkün olabilir.


Bu kitap gündelik hayatımızda karşılaştığımız 40 tane safsata türünü açıklamıştır. Eminim bir çok insanın yüzlerce kez karşılaştığı hatta bazen karşısındakinin bu mantık ıstırabından nasıl kurtarabileceğini bilemediği, kurtarmaya çalışırken nevabit konumuna düştüğü safsatalardır. Yazar 40 adet safsatayı “Hattı Müdafaa” başlıkları altında nasıl arındırılabileceğini, aydınlığa kavuşturabileceğini de aktarmış(!)



Okunması gayet faydalı, akademik bir konu olmasına rağmen oldukça eğlenceli bir dille yazılmış keyif veren bir kitap. Kesinlikle herkese şiddetle öneriyorum, iyi okumalar.
256 syf.
·1/10
Okumadan ölünecek kitaplardan biri, kanımca...
Kitabın başlangıcında “mantık azabı” tamlamasıyla bende bir merak uyandırmış olsa da içeriği boş ve zaman kaybı olarak niteleyeceğim kitaplardan biri oldu.
144 syf.
·3 günde·8/10
Tevfik Uyar'in okuduğum ilk öyküsü Dünyalılar adında bir Türkiye bilim kurgu yazarları derlemesinde bulunuyordu. Okuduktan sonra yazara mesaj atmıştım, meğerse aslında tanınan birisiymiş. Şimdi CNNTürk'te sık sık programlarda konuk olarak görüyorum onu. Twitter'ı da etkin biçimde kullanan bir yazar Tevfik Uyar. Ayrıca radyo programı da var.

Uyar'ın bu kitabı önceden yayınlanan ve ödül de almış hikâyelerinin bulunduğu bir bilim kurgu denemesi. Olmuş mu? Bence olmuş. Önsözde bilimkurgu öyküleri ve kitaplarıyla ilgili olarak yazarın insanları hayâl ettiği olayı ve zamanın bilimsel gerçeklerine ikna etmesinin anlamsız olduğu, çünkü edebiyatçının gerçek derdinin bu olamayacağını söylüyor Uyar: bu, bilimin görevidir diyor. Böyle yaparak hikâyelerde Türkiye'de olabileceğini düşünemeyeceğimiz olayları anlatırken bizi ikna etme derdini bir kenara koyduğu için biz de "yerli" bilimkurgu hikâyelerine kendimiz rahatça bırakıyoruz ve görüyoruz ki çok da güzel bir yere uzanmışız:) Kitaptaki hikâyeler arasında dünyayı yok etmek için minibüsleri kullanan uzaylılarla güneşe 150 astronomik birim uzaklıkta hareketi sabitlenince bütün dünyanın ilgisini çeken Voyager1 aracının öyküsü bana göre en önde gelen çalışmalar. Tanrı Misafiri, Hayat Boktan, Miras, Son Mektup, Tek Kişilik Firar gibi öyküler de oldukça iyiler. Uyar bütün öykülerinde ikna etme çabasını es geçerek anlatıma odaklanıyor, yazmaya alışık, rahat yazan ve diyalogları ya da anlatımı teklemeyen bir yazar olarak dikkat çekiyor açıkçası. Bilim kurgu sevenler için ilginç bir yerli deneme ya da bilimkurguya nerden başlasam diyenler için son derece mütevazı bir başlangıç kitabı olabilir Tek Kişilik Firar.
236 syf.
·6 günde·10/10
Tevfik Uyar'ın bu kitabı hem çok ilgi çekti hem de tartışıldı. CnnTürk'teki tartışma programlarında birden fazla kere konunun incelendiğini, tartışıldığını ve taraflarca ciddi ciddi masaya yatırılışını izledim. Heyecanlı, dik başlı, gururlu astrologlar Tevfik Uyar'ın itirazlarına gerçekçi olamayan, mahcup açıklamalar getiriyordu en son. Hakan Kırkoğlu'nun en farklı, en derinlikli karşı çıkışları dillendirdiğini söyleyebilirim.

Uyar'ın yaklaşık üç sene önce yazdığı kitap, astrolojinin tarihsel arka plânından yola çıkarak neden hâlâ o aynı tarihsel kesite ait olduğunu ve orada kalması gerektiğini ayrı bölümlerde inceledikten sonra çok ilginç bir son bölümle sözde bilimlere neden inandığımızı, neden astroloji ve benzeri inançlarımızı sürdürdüğümüzü anlatarak sona eriyor.

Kendi adıma kitabın çok sade, çok açık, kafa karıştırıcı olmayan içeriğinin bu şekilde düzenlenmiş olmasına çok memnun oldum; çünkü bir bilim adamı olarak Tevfik Uyar'ın esas amacının kitabın son sözünde açıkladığı gibi, neden doğru düşünemediğimizi, buna neden böylesine eğilimli oluşumuzu, bu eğilim psikolojik kökenlerini düşündürerek aslında gerçek meselenin astroloji özelinde bir kitap olsa bile hayatımızı zindan eden yanlış düşünme alışkanlıkları ve yanlış inançlar olduğunu göstermek olduğunu düşünüyorum. Astroloji hem bir inanç hem bir sektör olarak bir istismar biçimi ve çok yaygın olmasının bir çok sebebi var; yazarın bize gösterdiği şeylerden birisi ise astrolojiye olan inancımızın aslında basit, tipik psikolojik hatalarımızdan, sürçmelerimizden, narsistliğimizden kaynaklandığı. Uyar, dünyanın farklı ülkelerinde sürdürülmüş deneylerde bu sürçmelerin nelere bedel olduğunu çok güzel örnekleyerek anlatıyor. Bu deneyler ilginç psikolojik gerçekleri çok açık bir biçimde önümüze koyuyor.

Kitap nihayetinde bizi şu noktaya getiriyor: düşünme alışkanlıklarımız, kötü düşünme alışkanlıklarımız, çoğalarak bir hastalık gibi toplumlara yayılarak çeşitli şekiller biçimler alarak sürdürülüyor. Bu yanılgılar insan toplumunun kaçınılmaz bir özelliği olarak hem destekleniyor, hem de yeriliyor ve değiştirilmeye çalışılıyor. Tevfik Uyar işte bu düzeltme çabalarının, insanları doğru görmeye, doğru düşünmeye çağıran bir gayretin parçası olarak hareket ediyor. Bu çabası sebebiyle kesinlikle takdiri hak ediyor.

Kitabı mutlaka herkese öneriyorum.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Betikevi takma adlı arkadaşımdan etkinlenerek bu politik bilimkurgu romanı severek okudum. Betikevi'nin incelemesine damga damgasına katılıyorum. Okuyunca sanki Barış Demirbaş'ın kalemini okuyormuş gibi bir lezzet aldım. Ömür'ün sadakatı ve ters köşeli sonuyla ben Barış Demirbaş'ın kalemiyim der gibi haykırıyor.

Sadık bir eş olan gözüm önünde hep Barış Ağabey olarak canlandı. Müjgan'ın davetkar yakınlaşmasında özünü koruyan Ömür, ideal bir erkek olduğu gösterdi gençlerimize. Evli olsam Müjgan gibi davetkar kadına Ömür gibi bir yanıt ver miyim? Bilemiyorum. Baykonur Uzay Üssü okuyunca yazarımızdan ulusçu bir duygu sezdim. Okudukça Kazakistan'ı Türk devleti ve Kazakça'nın Türk lehçesi olmadığını yazmış. Rusça ile tarumar edilen Kazak Türkçesi (yazarımız Kazakça demiş) konusunda yazarla hem fikirim.

Ülkemizde bilimkurguyu komediyle seyirciler ve okurlara sunması gayet doğaldır çünkü komediyle bu türü sevdirmek daha kolay olur. İnanıyorum da başarılı da olacağız. Genç yazarlarımız bilimkurgu öykülerinde ve romanlarında yerli karakterlere şans tanımamasını eseple kınıyorum ve bu davranışlarıyla kültür budalaları olarak görüyorum. Türk kültürü ve Türkçe her bağlamda fazlasıyla güçlüdür. Eksiklerini bilerek okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum çünkü sıkılmayacağınız bir eserdi.

#BetikEli #KızılSürgün #TevfikUyar #Feray #Ömür #Müjgan #DoktorKomşu #DestekYayınları
310 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Pek çok psikoloji deneyinden tutun da gündelik yaşamda bizleri şaşkınlığa sürükleyecek örnekler sunarak irrasyonelliğe yeni bir soluk getirilmiş. İtaat,sosyal uyum, yersiz tutarlılık, aşırı özgüven... Benzeri daha birçok konuda kendinizi bulacağınızdan eminim.

Farklı, etkileyici, okunası.. Ama en önemlisi "İrrasyonel!"
310 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İçerisinde 100’den fazla psikolojik deney örneği bulunan,satırlarını hızla dolaştığınızı farketmediğiniz ve sıradan bulabileceğimiz bazı gündelik olaylara dahi bakış açınızı değiştirecek,öğretici eser.
İçerisindeki sorular ve konu başlıkları son derece ilgi çekici.Hepimize normal gelen pek çok olayın ya da durumun farklı temellere dayandırılması,biz okurların bilgi birikimine anlam katıyor.
İtaat,özgüven ya da sosyal uyum gibi çeşitli alanlarda sahip olduğumuz düşünce sistemimizin,davranışlarımıza yansıması işlenmiş.Şaşırtıcı sebeplerle etkileyici.
112 syf.
·Puan vermedi
Bekleyiş; yolculuk mefhumunda üstünde çok az durulan veya hiç durulmayan ayrıntı. Oysaki duygu ve düşüncelerin en yoğun yaşandığı zaman dilimlerinden. Kalmak mı zor, gitmek mi ikileminin tüm sinir ve stresiyle ayyuka çıkar. Geride bırakılanlara ayrı, varılan yerde karşılaşılabilineceklere ayrı dert yanılır. Zihin tüm mesaisini yaşanıp yaşanmayacağı meçhul olasılıklara harcar.

Her durum gibi alacalı bulacalı ifadelerle tanımlanmaya çalışılsa da istisna sayılmaz. Nedeni ve nasılı değişkenlik gösterse de onu tecrübe etmeyen yok gibidir. Taşınacakken, öğrenim için uzaklara gidecekken, tayin çıkmışken, önemli haberler beklerken, kritik kararlar vermenin eşiğindeyken, hayata yeni bir pencere açılmasının eşiğindeyken, vs. derken, bekleyişin esaretine kapılmamak imkânsız.

Hayatın her döneminde ve herkesçe tecrübe edilebildiğinden olsa gerek, bekleyiş mefhumunu içermeyen hikâye yok gibi. Ancak, sadece ve sadece bekleyişin esaretine ve yarattığı buhrana adanmış çok fazla hikâye de yok.

Cemalettin Sipahioğlu

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...fik-uyar-incelemesi/
256 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Çok satan bir piyasa kitabı gibi görünse de, içeriği üzerine çalışılmış, doyurucu bir kitap. Son ABD başkanlığı seçiminde, kazanan tarafın nasıl kazandığını, insanları nasıl ikna ettiğini anlatarak başlıyor kitap. 9 alt başlıkta insan içgüdüsünün karar mekanizmasını nasıl etkilediğini anlatıyor. Örneğin; bir insanın kararını tamamen değiştirebilmeniz için, ona sağlam kanıtlarla gitmenizin değil, onunla ortak bir taban yaratmanızın faydalı olduğunu savunuyor. Genel olarak insanların seçimleri ve karar verme süreçleri üzerine bir kitap. Sıkmadan, boğmadan özetliyor.
256 syf.
·Beğendi·9/10
Felsefenin tarihine bakınca yönetim nasıl olur, yönetici nasıl olmalıdır tartışmaları m.ö 7. yy larda başlayıp günümüze artarak süregelmiş. Halkın yönetime geçmesi, yönetenlerin ikna etme becerilerini geliştirmesine, geçmişte olduğundan daha önemli hale getirmiştir. Siyaset, halkı kandırma sanatıdır. Dolayısıyla yöneticinin ikna becerileri son derece kuvvetli olmalıdır ki iktidar sahibi olabilsin. Bu erek sosyal ilişkiler için de geçerlidir. Zira hayatımız birilerini bir şeylere ikna etmeye çalışarak geçer, biz farkında olmadan. Kitabın temeli felsefi açıdan bakarsak söylemin retorik ve diyalektik dilini karşılaştırır. Öyle ya retorik dil; İkna etmek üzerine kuruludur, doğruluğu ve yanlışlığı kanıtlanamaz, günümüzün siyasi ve dini dili buna örnektir. Diyalektik dil ise karşılıklı doğrulama esasına yöneliktir. Söylem sahibi, açıkladıklarını kanıtlar ikna etmek önemli değildir, bilimsel açıklamalar bu dile uygun yapılır.


Yazarımız bize hayatta başarılı olmak istiyorsak açıkça ikna etmenin psikolojik, davranışsal ve nörolojik esprisini anlatmış.
Bu platformu kullanan insanların genellikle yaşadığı sorunlardan biri; bilginiz olan bir konuda insanları bilgilendirmeyi, kibirli sıfatı yemeden yapamamaktır, eminim. Çünkü sıklıkla birine bilimsel bilgiyi kanıtlarla açıklamaya çalışırken karşındakinin kalın kafalı olduğunu sanıyorsundur ama böyle değil buna bumerang etkisi deniyor.

‘Her zaman toplumsala hitap eden anlam, kazanır’

Bu söz beni her zaman üzmüştür ama çok doğrudur. Toplumsalı ikna eden sıklıkla duygusal, efsanevi ve dini dildir. Bilimsel dil bu yarışta kazanamaz. Çünkü kitlelerin akılları yoktur, duyguları vardır. Akıllı insanlar da sürüleştiğinde uslarını yitirirler buna literatürde ‘kimliksizleşme’ denir.
(Yani tam da böyle denmez ama bana inanmayın araştırın)

Yazar hassas olduğum bir konuya da değinmiş ki okurken son derece zevk aldım. Karar verirken başvurduğumuz her türlü mecradaki görüşlerin yanıltıcı olduğundan bahsetmiş. Yani IMBD gibi popüler listeler, başkalarının görüşlerini içerir sizin o filmi beğeneceğinizi garanti etmez, fikir de vermemeli çünkü IMBD puanlaması yaparken diğer puanları gördüğünüzde manipüle olabilme imkanınız yüksektir. Daha da kötüsü ‘Herkesin okuması gereken’ 5 şu 5 bu gibi safsatalar. Bu mantaliteyle 1000Kitap gibi bir mecrayı da yerle bir etmiş oluyor kitap ama olsun. Özetle: Kitap, insan gerçekte neyi duymak ister, neye inanmayı seçer, bundan bahsetmiştir, okumanızı çok öneriyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tevfik Uyar
Unvan:
Yazar
Doğum:
1985
1985 doğumludur. Lisans eğitimini İTÜ Uçak Mühendisliği bölümünden, Yüksek Lisans eğitimini ise İKÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İşletme Yönetimi Programı’ndan almış, tez çalışmasını davranış bilimleri alanında yapmıştır. Halen İşletme doktora ve Sosyoloji lisans öğrenimine devam etmektedir.

Açık Bilim Dergisi’nin kurucu editörlerinden biridir ve halen yayın yönetmenliğini yapmaktadır. Bir dönem Açık Bilim Radyo Programı’nın yapımcılığını ve sunuculuğunu gerçekleştirmiştir. Bilimsel kuşkucu yazı grubu Yalansavar üyesidir. Akademik hayatına İstanbul Kültür Üniversitesi’nde havacılık ve insan davranışları üzerine verdiği derslerle devam etmektedir.

Ödüllü bilimkurgu öykülerine sahip olan ve üç adet yayımlanmış kitabı ve bir adet de çevirisi bulunan Uyar, çeşitli sektörlerde yer alan şirketlere yönetim, pazarlama ve sürdürülebilirlik danışmanlığı yapmakta, kritik düşünme, emniyet yönetimi, insan faktörleri ve tüketici davranışları konularında eğitimler vermektedir.

Yazar istatistikleri

  • 32 okur beğendi.
  • 560 okur okudu.
  • 54 okur okuyor.
  • 614 okur okuyacak.
  • 19 okur yarım bıraktı.