Alışkanlıklar, hırslar, bencillikler...Bu maddi bağlar, kör tutkular bizi tenimizden,aklımızdan, yüreğimizden,kursağımızdan yakalamış,sonu gelmez istekler, hiç doyurulamayacak açlıklarla ruhumuzu lanetlemiştir. Belki ben, belki Kenan bu eskimiş binanın (Galata Mevlevîhânesi) bu dilsiz bahçenin bize ne demek istediğini anlayabilsek, bencilliğimizden soyunup, bugün ya da gelecekte adımızı sürdürmek adına hırsla yürüttüğümüz kavganın cenderesinden kurtularak,sessiz ağaçların,mezarlarda yatan ulu ölülerin,yani bu mekanın bir parçası olmak isteyeceğiz. Ama ne ben ne de Kenan,henüz alışkanlıklarımızı kirli bir gömlek gibi çıkarıp atabilecek olgunluğa erişemediğimiz için ömrümüzü, kendi hırsımızın bizden bağımsız olarak çizdiği bir daire içinde koşturarak tamamlayacağız...