Riyem

Riyem
@Riiyeem
İnandığı davada ve davasının öz hudutları içinde aşırı olmayanın yüzüne tükürünüz. Tarihci /Arkeoloji
Açlığa, susuzluğa, soğuğa, uykusuzluğa ve her türlü acıya (Katilina) derecesinde dayanabilecek hiç kimse yoktur. O, kendisini, gençliğinden başlayarak, bütün mahrumluklara ve işkencelere dayanabilmek için hususî surette yetiştirmiştir. Dıştan fedakârlık gibi görünüp, içten, en korkunç ihtirasa destek diye kullanılan müthiş bir tezat ifadesi, garip bir ahlâk... Evet; dış manzarasiyle büyük bir heybet şeklinde görünen, aslında sırf kibir eseri bu ahlâkın altında, dünyanın en sefil, hilekâr, bütün ulvî duygulardan mahrum karakterlerinden biri yatmaktadır. Roma’nın en soylu ailelerinden birine bağlı (Katilina), tam bir Roma'lı kabuğu içinde barındırabildiği düzenbazlık ve sahtekârliğiyle marsik gibi ateşle duman karışımı bir hüviyet belirtiyor, ateşi dumanını yenemiyor, büsbütün körüklüyordu. Doymayan hırsını ve fenalık kültürünü zalim diktatör (Sillâ) zamanında edinen bu adam, Roma'nın en acıklı fesat ve tefessühe düştüğü ve nice (Katilina)lara gebe kaldığı o hengâmede, servete hücum ve içtimaî çapulculuk hareketlerine karışmış, büyük talanlarda boy göstermiş, siyasî cinayetlerde rol oynamış bir tip... Kendisini dizginlemek isteyen öz kardeşini bile öldürmekten çekinmeyici bir yaratılış...
Sayfa 71
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Roma'da
(Spartakus) daha mektepteyken, insanın insanı ezmesi ve bugünün kobayları gibi lầboratuar hayvanlarından daha hor bir zulüm rejimi altında inletilmesi sanatına hedef diye tarif edebileceğimiz köleliği bir türlü ruhuna sindiremez oldu ve ayaklanma plânını o günlerden tasarlamaya başladı; emin gördüğü arkadaşlarına da açtı. 73 köle arkadaş bu fikirde birleştiler. Roma'da ve İtalya havzasında yaşayan, İmparatorluğun çeşitli memleketlerinden devşirilmiş onbinlerce köleyi, arada hiçbir ırk ve fikir vahdeti olmadığına göre, sadece destanlık zulümlere karşı birleştirmek ve bu birleştirmenin dağınik bir zemin üstünde ve ceberûtî bir baskı altında imkânını bulmak çok zor bir işti. (Spartaküs) içi bu meseleyle dolu, (Glâdyatör) mektebinde teşkilâtlanıp darbeyi merkezden ve merkeze indirmek üzere cenuba, (Vezüv) dağına çekildi. Az zaman içinde, etrafında yüzlerce insan... Roma kuvvetleri 3 bin kişilik bir tümenle üzerilerine yüklendi, fakat (Spartaküs) cüler en sarp dağ noktalarına çekilerek korundular ve küçük birlikler halinde Roma kuvvetlerini dağınık buldukları her yerde ezdiler. Romalı asker saflarında ric'at boruları...
Sayfa 69
Yavuz Sultan Selim Han'ın yazdığı şiir.
Hâke yeksan olacak cümle gedâ vü sultân Halk eden “âmme-i âlemi Bâkî Sübhân ‘İşret ü zevk-i cihân hâbda bir vâkiʻadır Devr olur çarh-i felek son ucu elbet virân Hifzedip nefsime yâ Rab beni uydurma meded 'Âlem-i fâni içün ahretim yıkma meded Lafa mağrûrlanub zevke sakın uyma meded Cümle dünyâ yıkılıp kurula bir gün mîzân Sakın aldanma gönül âleme yok zerre vefâ Devletin tab'ı bozuk ver ana Yâ Rabbi şifâ Zevk eyyâmı değil şimdi harâm oldu safâ Edelim Hakka recâ şimdi harâb oldu cihân Lâyık olursa cihânda bana taht u şevket Eylemek mahz-1 safâdır bana nâsa hıdmet Din-i İslâm'a Hudâ ede i’ânet hürmet Geh yıkılır yapılır geh buna derler devrân
Sayfa 368
III. Selim, babası III. Mustafa'nın saltanatı devrinde (1757-1774), 4 Aralık 1761 tarihinde dünyaya geldi. Babası 21 Ocak 1774'te vefat ettiğinde on üç yaşında bir çocuk olduğu için amcası I. Abdülhamid kırk dokuz yaşında tahta çıktı. Nizip'te Osmanlı ordusunun Mısır ordusu karşısındaki hezimeti üzerine 1 Temmuz 1839'da kahrından ölen II. Mahmud gibi I. Abdülhamid de (1774-1789) Özi kalesinin Ruslar'ın eline geçtiğini bildiren havadis kâğıdını okurken kahrından ölünce tahta yeğeni III. Selim çıktı (28 Mart 1789).
Sayfa 361
Gelmekte, yetişmekte ve gelişmekte olan yeni Íslâm gençliğinin bilmesi gereken inceliklerden ve iç mânalardan biri de şudur ki, Bedr, büyük ve derin bir İslâm mütefekkir ve âlimi olan merhum Ahmed Cevdet Paşanın kaydettiği gibi, bir kervanı koğalarken "tesadüfen" meydana gelmiş bir cenk de değil, önceden plânlanmış, zaman ve mekânı kollanmış ve saati geldiği görülmüş, küfrü toslama ve meydan yerine çıkma hareketidir. Böyle olmasaydı Allahın Resûlü, takibi haber alınca sahil yolundan Mekke'ye kaçan Ebû Süfyan kumandasindaki kervan üzerine düşmeyi tercih eder, sahabîlere: - Kervan mı, küfür ordusu mu? Diye sorup onları imtihana çekmez ve reylerin küfür ordusu üzerinde toplandığını görünce saadetlerini belirtmezdi. Allah, bizi, Cevdet Paşa gibi en muazzam bir irfan ve idrakte bile şahit olduğumuz satıhçı görüşlerden korusun...
Sayfa 42