Modern insanın hikmete yabancılaşmasının ana sebebi, ilim ile amel, kal ile halin birbirinden ayrılmasıdır. Tercümanü'l-Kur'an İbni Abbas radıyallahü 'anha göre hikmetin özel adı fıkıh, fıkhın tarifi ise "ilmihal", yani "hal ilmi"dir. Ve psikolojik bir hakikat olarak "Haller, sirayet edicidir". Demek ki hikmet, kesb/vehb diyalektiğince yaşandıkça keşf edilir, keşfedildikçe paylaşılır, paylaşıldıkça yayılır. Hanbeli mezhebinin imamı Ahmed b. Hanbel, ilmihal olarak hikmetin timsali sayılabilir. Otuz bin civarında hadis ihtiva eden el-Müsnedin müellifi, "Hiç bir hadis-i şerif yazmadım ki onunla amel etmeyeyim" buyurmuştur. Akıl almaz bir hikmet örneği! Halbuki bugün çoğu insan, iliklerine işlemiş modern Kartezyen dünyagörüşünün etkisiyle önce bilgiyi elde etme, biriktirme, sonra fırsat bulursa bir gün yaşama gibi vahim bir vehim içindedir. Adeta dinimizi kendimiz yaşamak için değil, başkalarına anlatmak, tartışmak üzere öğrenmeye çalışıyoruz. Bunun sonucunda temel akideleri, yerleşik sünnetleriyle dinimizi, sonu gelmez bir spekülasyon, pazarlık konusu haline getiriyoruz.