Bedri Gencer

İslam'da Modernleşme yazarı
Yazar
Çevirmen
8.7/10
22 Kişi
116
Okunma
88
Beğeni
5,5bin
Görüntülenme

Hakkında

8 Nisan 1968 tarihinde Konya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 1991 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’nden Sosyoloji lisans, 1993’de Marmara Üniversitesi’nden İktisat Tarihi yüksek lisans, 1998’de İstanbul Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler doktora derecesi, 2004’de siyaset bilimi alanında doçent unvanını aldı. 2009 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’ne profesör olarak atandı. Sosyal ve siyasal teori alanında akademik çalışmalarına devam ediyor. Evli ve iki çocuk babası. 2009 yılında çıkan İslam’da Modernleşme, 1839-1939 (Ankara: Lotus) adlı eseri, Türkiye’de yankılar uyandırdı.
Ünvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Doğum:
Konya, Türkiye, 8 Nisan 1968

Okurlar

88 okur beğendi.
116 okur okudu.
9 okur okuyor.
239 okur okuyacak.
13 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 34.5
Erkek% 65.5
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Modern insanın hikmete yabancılaşmasının ana sebebi, ilim ile amel, kal ile halin birbirinden ayrılmasıdır. Tercüma­nü'l-Kur'an İbni Abbas radıyallahü 'anha göre hikmetin özel adı fıkıh, fıkhın tarifi ise "ilmihal", yani "hal ilmi"dir. Ve psi­kolojik bir hakikat olarak "Haller, sirayet edicidir". Demek ki hikmet, kesb/vehb diyalektiğince yaşandıkça keşf edilir, keşfedildikçe paylaşılır, paylaşıldıkça yayılır. Hanbeli mezhebinin imamı Ahmed b. Hanbel, ilmihal olarak hikmetin timsali sayı­labilir. Otuz bin civarında hadis ihtiva eden el-Müsnedin müel­lifi, "Hiç bir hadis-i şerif yazmadım ki onunla amel etmeyeyim" buyurmuştur. Akıl almaz bir hikmet örneği! Halbuki bugün çoğu insan, iliklerine işlemiş modern Kartezyen dünyagörü­şünün etkisiyle önce bilgiyi elde etme, biriktirme, sonra fırsat bulursa bir gün yaşama gibi vahim bir vehim içindedir. Adeta dinimizi kendimiz yaşamak için değil, başkalarına anlatmak, tartışmak üzere öğrenmeye çalışıyoruz. Bunun sonucunda te­mel akideleri, yerleşik sünnetleriyle dinimizi, sonu gelmez bir spekülasyon, pazarlık konusu haline getiriyoruz.
Reklam
Reklam
Reklam