İçimizdeki Şeytan YKY’de 33 baskı yapmıştır. Yazarın bu kitabının baskı sayısı Türkiye şartlarında iyi bir rakamdır. Nitekim bu sayı şüphesiz ki ölümünden sonra fazlaca artmıştır. İlk baskıda roman kapağında hiçbir resim yoktur ama günümüze yaklaştıkça romanın kapağına yazarın resmi konmaya başlanmıştır. Çoğu insan bu romanı sadece Sabahattin Ali yazdığı için almaktadır. Yani esreden çok yazar ön plandadır ve bu istenmedik bir durumdur. Çoğu solcu kitabı alış amacı okumak değil fikirleri uyuştuğundan romanın çok satması ve çok insana ulaşmasıdır. Yayınevleri de bunu çok iyi kullanır. Aslında Sabahattin Ali yaşasa idi bunu istemeyeceği bir gerçekti fakat ortada bir gerçek var ki Türkiye’de romancılık böyle işliyor ve yazarların da paraya ihtiyacı var. Roman zamanında birçok tartışmalara sebep olmuş ve Sabahattin Ali’yi mahkemelerde süründürmüş ve davalar Sabahattin Ali’nin ölümünden sonra kapanmıştır. Sabahattin Ali’yi sol görüşlü insanların daha çok tercih ettiği bir gerçektir çünkü Sabahattin Ali’de sol görüşlü bir yazardır diyebiliriz. Türkiye’de şöyle bir gerçektir ki okurlar yazarlarını kendi gibi düşünenlerden seçer. İçimizdeki şeytan ruh çözümleriyle dolu ve insanlara kötü şeyler yaptırtan bazı şeylerden söz eder. Romanın bir bölümünde yazar şöyle söyler; ‘’Evet, evet onun korkusu… İçimde bu ürkek dünyayı yaratan onun korkusu… Hiçbir şeyi bana tam ve iyi yaptırmayacağına emin olduğum bu şeytandan korkmasam…’’.
Romanın bize vermek istediği mesaj şudur;
İradesiz tutarsız ve içindeki şeytana boyun eğmiş Ömerlerden olmamalı. Bu özelliklere sahip Ömerler her zaman hayatta kaybetmeye mahkumdurlar, buna eşleri de dahil. Sabahattin Ali bunun yanında başka birçok öğretisi daha vardır. Toplumcu gerçekçi bir yazardır ve bunu eserlerinde fazlaca hissedersiniz. Kendisi