Dilek

Dilek
“Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.”
Dokunduğum şu taş, üzerinde birtakım anlamadığım dillerden sözleri taşıyan bu yazıt, benden önce vardı, benden sonra da varolacak.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Reklam
Bana yarınlardan, bana doğacak güneşlerden söz ederler Ben bugünleri yakıştıramazken kendime.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Uzun bir şiirin son dizesindeyim Bir sağnağın son damlası kaldı içimde Bağıracak gücüm yok, fısıldasam kimse duymuyor Sokaklara çıkıyorum ellerim yüreğimde Benim gördüğüm şeyleri kimse görmüyor. Bir nehir denize kavuşuyor düşlerimde Kanım damarlarımdan sessizce çekiliyor Bir şeyler sorup, yanıtlıyorum kendi kendime: - Ölümün olmadığı o ülke nerde? - Ölümdür, ölümün olmadığı tek ülke!
Sayfa 80·Kitabı okudu
Belki bu, kapanan bir dönemdir hayatımda Bilmiyorum belki de hayatımdır kapanan Belki ölür, bir kurt olurum kırmızı bir elmanın içinde Yaşarım ya da, ve taşırım o kurdu ölünceye dek yüreğimde.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Çözemediğim bir şeyler var hayatımda Sualtı taşları gibi derinlerde sessizce bekleyen Dirensem, daha ne kadar direnebilirim artık Nereye kadar gidebilirim, gitsem? Aradığım nedir, o kentten bu kente? Adressiz yaşamak da sıkar insanı gün gelir Gider heyecanlar, istekler, gülümseyişler Yüreğimdeki bir denizin suları birdenbire çekilir. Özleyip de vardığım her yerden, hemen kaçsam diyorum Ne aradığımı biliyorum, ne de bulduğumu Bilmem neresinde yanıldım ben bu hayatın? Yüreğimi kabartan o sevinç, şimdi sonsuz bir acı oldu.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Reklam