Dilek

Dilek
“Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.”

Dilek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·141 syf.·
2026 12. kitabı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Eğer Fotoğraf'ın içine girilemiyorsa, bunun nedeni onun kanıtlama gücüdür. Görüntüdeki nesne kendini tümüyle teslim eder, bizim onu görüşümüz ise kesindir? - bana nesneyi belirsiz ve tartışma götürür biçimde vererek, gördüğümü sandığım şey hakkında beni kuşku duymaya kışkırtan metin ya da öteki algılamaların tam tersine. Fotoğrafı şiddetle gözlemlemeye zamanım olduğundan bu kesinlik egemendir; ancak aynı zamanda, ne kadar uzatırsam uzatayım, bu gözlemleme bana bir şey öğretmez. Fotoğraf'ın kesinliği işte tam olarak yorumlamanın bu mıhlanışında yatar: bu vardı derken kendimi tüketirim ben; işte elinde fotoğraf tutan herkes için hiçbir şeyin bozamayacağı bir "ur-doxa", temel bir inanış -
Sayfa 125·Kitabı okudu
Soy, bir özdeşliği hukuki statüden daha güçlü, daha ilginç bir biçimde açığa çıkarır - hem de daha inandırıcı biçimde, çünkü gelecek düşüncesi bizi rahatsız edip keder verirken, kökler düşüncesi rahatlatır; ancak bu keşif bizi hayal kırıklığına uğratır; çünkü bir kalıcılık (benim kendimin değil, ırkın hakikati olan) öne sürerken bile, bir ve aynı aileden çıkan varlıkların gizemli farklılıklarını taşır:
Sayfa 123·Kitabı okudu
(belli fotoğraflarda vermek istediğim görüntümle kendimi uyum içinde bulup bulmadığıma bakarak en fazla diyebileceğim, kendime katlanıp katlanamayacağımdır).
Sayfa 120·Kitabı okudu
Fotoğrafı dönüştürebilmenin tek yolu onu değersiz bir şeye dönüştürmektir: ya çekmece, ya da çöp kutusu. Fotoğraf yalnızca kåğıdın genel (yok olabilir) kaderine sahip değildir; daha kalıcı yüzeylere yapıştırılsa da hâlâ ölümlüdür: tıpkı yaşayan bir organizma gibi, filiz sürmüş gümüş tanecikleri düzeyinde doğar, bir an serpilir, sonra yaşlanır... İşık ve nemin etkisiyle solar, zayıflar, yok olur; onu kaldırıp atmaktan başka yapacak şey yoktur artık. Eski toplumlar yaşamın yerine konan anının ilksiz ve sonsuz olduğunu, en azından Ölüm'ü anlatan şeyin ölümsüz olması gerektiğini düşünmüşlerdi: bu Anıt'tı. Oysa (ölümcül) Fotoğraf'ı "olmuş olan" ın genel ve biraz da doğal tanığı yapan modern toplum Anıt'ı terk etmiştir. Bir paradoks: aynı yüzyıl hem Tarih'i, hem de Fotoğraf'ı icat etmiştir. Ancak Tarih pozitif formüllerle üretilen bir bellek ve mitsel zamanı bozan salt düşünsel bir söylemdir; Fotoğraf ise kesin, ama geçici bir tanıklıktır; öyle ki, bugün her şey ırkımızı şu güçsüzlüğe hazırlıyor: artık süreyi duygusal ve simgesel olarak kavrayamamak: Fotoğraf çağı, aynı zamanda devrimlerin, savaşımların, suikastlerin, patlamaların, kısacası sabırsızlıkların ve olgunlaşmayı yadsıyan her şeyin çağıdır - ve kuşkusuz "bu vardı" nın şaşırtması da gözden kaybolup gi-decektir. Hatta kayboldu bile:
Sayfa 111·Kitabı okudu