Dilek

Dilek
“Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.”
Kaderimiz: Belki yasak olanı seviyoruzdur. Ama işin en uç noktasını denemeden canımıza kıymayacağız. Dünya akıcı ve geçici; ne istersen yap! Kusursuzca kusurlu bir dünya karşısında âciz, bekliyoruz. Bizim içimizde olan, başkalarında da var, sadece fark edilmeyecek bir yere konmuş. Onlar sağlıklı ve idealist kalıyorlar, biz suçun kıyısına geliyoruz. Yalnızlık: Inananlar yalnızlıkta Tanrı'ya küser, inanmayanlar onunla ancak yalnızlıkta tanışır. Bunun ardında bir zaruret yoktur. Bu dünya yalnızca ...denemelerden biridir. Tanrı kısmî çareler sunar, o çareler de yaratıcı insanlardır, birbirleriyle çelişirler; dünya da bundan ikide bir, hiçbir çareye denk düşmeyen nisbî ve küllî bir dünya oluşturur. Dünyanın bu kalıbına beni sıvı maden filizi gibi döküyorlar, o yüzdendir ki asla tamamen, yaptığım ve düşündüğüm şey olmuyorum: Olduğum, bütünlüğün denenmiş biçimindeki denenmiş bir biçimdir. Tanrı'nın takdirince sanki ebediyet içinmişçesine Tanrı'nın hayatlarından birini tesis etmiş kötü üstatları dinlememek, mahviyetle ve inatla Tanrı'ya bizzat tevekkül etmek lazımdır. Düşünmeden davranmak lazımdır, çünkü bir adam en çok, nereye gittiğini bilmediği zaman ilerler.
Sayfa 440·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Suskunluk mektebi! Nedir, bilir misiniz? İnsan susarak, konuşmasını maddi manevi bütün uyarıcılardan kurtarıp derunundaki nefis muhasebesinin hizmetkârı yapmayı öğrenir!"
Sayfa 428·Kitabı okudu
Kadınlar bütün ateşleri içine çeken koca bir kazan gibi severler.
Sayfa 428·Kitabı okudu
bugün doğru, yarın yanlıştırlar; düşünceler bir parıldar bir sönerler - sebebi ise fikrimizi değiştirmemiz değil düşüncelerimizle ömrümüz boyunca alâkamız olacağı, aynı görünmez kaynaklardan beslenerek onlarla yatıp kalkacağımız içindir. Şayet düşündüğümüz anda yükseldiğimizi hissediyorsak hakiki, düştüğümüzü hissediyorsak sahtedirler. Içimizde ve dış dünyada dile gelmez bir şey vardır, bu sırada artar veya azalır. Sonraki yıllarda durum değişir, duyguların depolanmasında daha az değişim olur, akıl ise hiçbir duygunun etkisinde kalmadığımız zaman bildiğimiz o olağanüstü hareketli, sağlam, kırılmaz alete dönüşür. O an dünya çoktan bölünmüştür; bir tarafta eşyanın ve eşyaya dair güvenilir duyumsamaların, hü-kümlerin, diğer bir deyişle, takdir gören duyguların veya iradelerin dünyası; öbür tarafta sübjektifliğin, yani keyfliğin, inancın, zevkin, sezginin, peşin hükümlerin ve istediği şekilde ilişki kurmanın kişiye kamu nezdinde değeri olmayan bir tür hususi hak tanıdığı bütün o güvensizliklerin dünyası vardır. Bu olduğunda artık şahsın giriş-kenliği her şeyi veya hiçbir şeyi keşfetmemiş ve benimsememiş ola-bilir, edinilen izlenimin harareti içinde yanıp kül olmuş ruhta duvarların genişleyip hareket etmeye devam edişine nadiren rastlanır. Fakat bu davranış, dünyada gerçekten de uyandırdığı zan kadar güvende hissetmenize izin verir mi kendinizi? Sapasağlam bütün dünya; duyumsama, ev, manzara ve amellerimizin hepsiyle beraber sayısız küçük bulutçuğun üstünde gezinmez mi? Her algının altında müzik vardır, şiir vardır, duygu vardır. Ama zincirlenmiştir, değiştirilemez bir hâle getirilmiştir, kapatılmıştır, çünkü bız eşyayı hakikatiyle, yani duygu olmadan almak isteriz ki onlar bize uyacağına biz onlara uyalım fakat bu da, bilindiği üzere aşağı yukarı şu anlama gelir: Bizden
Sayfa 411·Kitabı okudu
Şu an varsın ama bir gün artık olmayacaksın! anlaşılmaz biçimiyle ölümü ne zaman tasavvur etse ondan korkmuştu: Şu an varsın ama bir gün artık olmayacaksın! Aynı zamanda da; en küçük zaman aralığına bile yerleştirilebilen o tedricî kopuşla, bütün yavaşlığa rağmen delicesine bir hızla hayattan o yüz çevirişle, hayattan bezmeyle, hayata lakayt kalışla ve duyuları bulanmadan vücut, bir hastalıktan ötürü epey fenalaşınca zuhur etmeye başlayan yokluğa sokulma çabasıyla daha ilk gençlik zamanlarındayken tanışmıştı. Ölüme güveni vardı. Ölüm belki o kadar da kötü değildir, diye düşünüyordu. Ne yaparsan yap, son bulmak da nihayetinde daima tabii ve hoş bir şeydir.
Sayfa 410·Kitabı okudu