"Genç birisi, kaderi olacak kitapların sesini ancak yarım kulak dinler; bitirmeye kalmadan kendi sesini yükseltmeye kalkar! Çünkü aradığı hakikat değil kendisidir.
Eline bir parça toprak, bir inek, bir keçi, bir koyun ya da tavuk geçiren insan, kendini bir adam sanıyor, sanki dünyanın kurucusu imiş gibi şişiniyor. Kendisinden keçisinin bokunu istesen nerdeyse onları sana leblebi diye satacak. Onun için anladım ki en iyisi dilenci olmak, dilenciliği benimsemek. Her şeyin en kötüsünü yesen ya da giysen bile kurum, çalım satma diye bir pisliğe bulaşmamışsındır. Hiç olmazsa hiçbir bok olmadığını bilir, ona göre gerçek insan gibi yaşar ya da Türkçesi, sürünür gidersin.