"Ellerine sağlık." Derken dayanamayıp yanaklarını sıktım.
"Kendimi ayıcık gibi hissediyorum."
"Hep kocaman, kahverengi, peluş bir ayıcığım olsun istemiştim. Sonunda oldu."
"Muhtemelen Emir ve Gece de gelecek. Çocukların başka bir planı olup olmadığına bakacaklar. Ela Hanım'ın randevusu olabilirmiş."
"Muazzam bir çocuk değil mi?"
"Tam bir cadı."
Yeniden bir şeyleri başarmama, eskisinden daha disiplinli ve güçlü şekilde geri dönmüş olmama katlanamıyordu. Yıkılmamı istiyordu, enkaza döndüğümü görmek istiyordu.
Bense beni yenmek, gururumu ayakları altına alıp ezmek, üstüme basıp çiğnemek isteyen herkese başarımla ağzının payını verip Savaş meydanını terk ettiriyordum.
Rüzgar Ulu buydu. Düşmanı olmak istemeyeceğiniz biriydi.
Bu kadar erken toparlanmış olmam herkesi çok şaşırtıyordu.
"İstediğinizi vermeyeceğim. Hakkımda daha fazla konuşmanıza müsaade etmiyorum. Boş çenelerinizi, vasıfsız çirkin ağızlarınızı kapatıyorum."
"Sanki bir uğultu gibiydi, senin hakkında konuşuyorlardı ama bir anlam ifade etmiyordu."
"Birçoğu, ağızları olduğu için herşeyi konuşma hakkına sahip olduklarını zannediyor."