"Mutlu aile tablosunu bozdun."
"Sizi de dışarı alalım beyefendi. Şu taraftan."
Kapıyı kalabalık insan güruhunun yüzüne kapattığımda genç kadın bana ışıl ışıl gülümsüyordu. "Aranan büyücü bulundu."
"Yeni haberler var mı, casus?"
"Hı hı,"
"Neymiş bakalım?"
"Tuna amcama birşeyler olmuş, tuhaf hissediyormuş. Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamış. Bir de şey, öncekilerden farklıymış. O ne demek anne?"
"Başka neymiş?"
"Galiba birisi onu büyülemiş. Cadılar gerçek mi, anne?"
"Onu dize getiren kişi ancak bir cadı olabilir."
"Çocuğu bırak. Burası hastane. Senin erkeklik egonu tatmin edecek zamanımız yok. Çocuk titriyor!"
"Ne dedin lan sen!"
"Geri bas."
"Sen kimsin, lan? Elini indir, kırarım."
Tam ağzım açmışken o hiç beklemediğim bir şey yaptı ve tek hamlede adamın boynuna kolunu doladı. "Ne yaparsın? Bir daha söyle."
"Çekil. Bayılacaksın!"
"Önce insanlarla nasıl konuşması gerektiğini öğrenecek. Ve özür dilemeyi."
"Şimdi ötüyor musun?" Diye kolunu boğazıma bastırdı.
"Hanımefendi hiçbir şey ötmüyor ve sen de özür dileyerek onun üzerinden çekiliyorsun."
"Tuna Bey?"
"Evet."
"Ben..."
"Evet, sen... Özrünü duyamadım."
"Ama efendim, bu kız izinsiz..."
"İşine son verildi."
"Özür dilerim! Özür dilerim, affedin, efendim! Özür dilerim,hanımefendi."
"Kadınlara nasıl davranılması gerektiğini sana öğretmemiz gerekecek, koca ayı. Bazen bir vücuttan çok beynini geliştirmen gerekir. Şimdi toz ol!"