"Rüzgar."
"Hım?"
"Biz bazen abimle konuşuyoruz ya..."
"Evet."
"Neyi fark ediyorum, biliyor musun? Belki hayatına girip çıkan bir sürü insan oldu ama hiçbirinden bahsederken sesi, seni anlattığı zamanlardaki gibi heyecanlı çıkmazdı. Sanki ilk kez aşık olmuş da ne yapacağını bilemiyormuş gibi bir hâli var. Biz konuya nereden başlarsak başlayalım, bir şekilde gecenin sonunda seni konuşuyor oluyoruz."
"Sinemadayız. Filme dalınca seni aramayı unuttum."
"Ah, tamam bebeğim. Sorun yok. İyi seyirler."
"Annem ilk kez sinemaya geldi."
"Çok güzel. Bunu düşünmen ne kadar eşsiz."
Yağmur telefonu kapattıktan sonra bir süre daha sessizliği dinlemeye devam ettim. Söylediği cümle ona ne kadar heyecan verdiyse beni bir o kadar mahvetmişti.
Annem ilk kez sinemaya geldi.
"Kurabiyelerimden yedin mi?"
"Hepsini bitirdim bile."
"Sevdin mi?"
"Elinden zehir olsa bile yiyeceğimi söylemiştim."
"Tuna. Kötü olmuş, demenin başka bir yolu mu?"
"Çok güzeldi, bebeğim. Fakat yine de mutfakta benimle zaman geçirmen gerekiyor."
"Ellerine sağlık." Derken dayanamayıp yanaklarını sıktım.
"Kendimi ayıcık gibi hissediyorum."
"Hep kocaman, kahverengi, peluş bir ayıcığım olsun istemiştim. Sonunda oldu."
"Muhtemelen Emir ve Gece de gelecek. Çocukların başka bir planı olup olmadığına bakacaklar. Ela Hanım'ın randevusu olabilirmiş."
"Muazzam bir çocuk değil mi?"
"Tam bir cadı."