Melankoliğin kaybetme korkusuyla başetme yollarından biri de, “seni seviyorsam bu seni ne ilgilendirir” düşüncesi geliştirmesidir.
Böylece, terk edilme korkusu olmadan istediği gibi davranır. Sevgiliden daha çok, sevgiliye âşık olma duygusunu sever.
Melankolik insan, çocukluğunda en yakınlarından çok az annelik, güvende olma hissi, doyum, kabul ve takdir görür, yani güvenli olmayan bir bağlanma geliştirir.
Kişinin yaşamının ilk iki yılıyla ilgili anıları yoktur. Yukarıda kısaca değinildiği gibi bu evrede duygularını söze dökme becerisi
geliştirmemiştir henüz. Çocuk bu evrede duygusal durumu hakkındaki kavram ve sembollere sahip değildir. Bu nedenle terk edilme korkusuyla ilgili anılar bellek hücrelerine sözcüklere dökülebilecek sahneler olarak değil duygu olarak depolanmıştır. Kişi bu duyguları anımsar, ama bu duygulara neden olan tetikleyici etkenleri
somut olaylar ya da sözel olarak anımsayamazlar. Bu nedenle iç ve dış tetikleyici etkenler bellekte depolanmış bu korku ve dehşet duygularının ortaya çıkmasına neden olurken, kişi bu korku ve dehşet duygusunun geçmişteki hangi yaşantı nedeniyle oluştuğunu bilemez.