2025 yılı için kendime 25 kitaplık bir okuma hedefi koymuştum. Yıl sonunda bu hedefe tam olarak ulaşamasam da, 22 kitapla önemli bir yol kat ettim. Özellikle Eylül ayından itibaren okuma alışkanlığımın daha düzenli ve verimli bir hale gelmesi, bu sürecin en kıymetli kazanımı oldu. Çünkü bazen sayılar değil, istikrar ve farkındalık gerçek ilerlemeyi gösterir.
“Önemli olan hız değil, yolda kalabilmektir.”
Bu yıl bana, geç kalınmış gibi görünen başlangıçların bile insanı bambaşka bir noktaya taşıyabileceğini öğretti.
2026 yılına girerken dileğim; okumayı yalnızca bir hedef olarak değil, hayatımın doğal bir parçası haline getirmek. Daha bilinçli seçimlerle, daha derin okumalar yaparak; okuduklarımı düşüncelerime, bakış açıma ve yaşamıma katmak istiyorum.
“Bir kitap bir hayatı, bir yıl bir insanı değiştirebilir.”
2026’nın benim için daha üretken, daha verimli ve kelimelerle büyüdüğüm bir yıl olmasını temenni ediyorum.
Mesela her otobiyografi okuyuşumda -Maya Angleou, Anne Frank, Richard Feynman, kimin hayatı olursa olsun- o kişiyle bir çeşit duygudaşlık kurarım ve bir yanım kısa süreliğine hayatını okuduğum kişiye dönüşür.
Bence bütün okumaların amaçlarından biri de budur. Okumak kendi hayatımızın dışındaki hayatları da yaşayabilmemizi sağlar. Tek odalı bir kulübeye benzeyen zihnimizi malikâneye dönüştürür.
Kısacası, okumak aslında telepati ve zaman yolculuğudur. Herkesle ve her yerle, bütün zamanlarla, hayal edilmiş olan her şeyle aramızda bağlantı kurar.