Herkese merhabalar, bir Nehir Erdem kitabıyla karşılıyorum sizi. Bu seferki diğer kitaplardan çok farklı. Kitabı bitirince ben bunun yorumunu nasıl yazacağım diye kara kara düşündüm. Neyse ben biraz anlatmaya çalışayım.
Bir adam düşünün gözlerini hastanede açtığında kendine ait hiçbir şey hatırlamıyor. Kim olduğunu bilmiyor. Hissettiği tek şey öfke ve kırmızı... Kendine biçilmiş verilen bir hayatla karşılaştığında zekası hemen devreye girip burada bir yalnış var diye uyarır. Yanında kendini adamı olarak tanıtan Ömer'e sorular sorar sonuç alamaz. Asistanı olarak tanıttığı Feray'da ise birçok açık yakalar. Bu insanlar ondan ne istiyordur? Uzun bir süre kendisine ait olmayan bir hayatla uğraşır, zekası sayesinde bu işin üstesinden gelecektir. Herkes ona yalan söylerken Ender adamın gözlerine öyle bir bakar ki gerçekler silsilesin başlangıcıdır. O artık bir Kartal olduğunu anlar. Peki kim ona neden böyle bir hayat vermiştir? Kartal kimseye kolay kolay güvenemez sonuçta hafızasını yitirmiş biridir ve onun peşinde birileri olduğunu biliyordur. Ama o birileri kim işte asıl düğüm orada! Kurgusu ilk başlarda yazar ne yazmış yahu diye başlasam da kitap ilerledikçe acaba ne olacak diye merakla okuduktu kendisini. Kartal'ın geçmişin ve peşinde olanların sırrını çözmeye çalışmasını, Ender ve Feray'la bağlarını güzel bir şekilde aktarmış. Kartal Ender için bir abi ve Feray içinse imkansız bir aşktır. Peki Ömer bu kitabın neresindedir? Yazar beklemediğim yerden vurdu. Bu dördünün ortak acı geçmişini okurken yüreğim dayanmadı. Aile olmak çok önemli ve bir kez daha herkes anne, baba olamaz dedim. Kartal'ın geç kalma pişmanlığı, Ender'in küçüklük travması, Feray'ın korkulu çocukluğu, Ömer'in ise dayanılmaz acısı...
Her şey tam bitti derken yazar bu sefer de maceranın dozunu arttırıyor.