Sen bana vatan diyorsun.. Kâğıtlarının sana söylediği o incir çekirdeği bile doldurmaz lâflara kulak asıyorsun... Sen beni dinle; vatan var oldukça
insan canavar kalacaktır, ehlileşmez canavar.
Ama, şükür Tanrı'ya kurtuldum, geçti! Ya zâtın?
Bir zamanlar diyordum ki: Bu Arnavut'tur, bu Bulgar'dır ve bu Yunanlı'dır. Ben, vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim... Neden? Çünkü bunlar Bulgar'mış, ya da bilmem ne... Şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum: Hay kahrolasıca pis herif, hay yokolası aptal! Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum! Hepsi bir benim için; şimdi iyi mi, kötü mü, yalnız ona bakıyorum.
Mutluydum; biliyordum bunu. Bir saadeti, yaşadığımız müddetçe anlamamız zordur; ancak o geçip de arkamıza baktığımız zaman, birdenbire biraz da hayranlıkla, ne kadar mutlu olduğumuzu anlarız.