Yazmayı okumaktan çok seven; kafası havai fişek patlatan kar küresi ve atlı karıncalarla dolu; yüreğindeki lunaparktan piyano sesleri yukselen; eflatun, şeker pembesi pofidik tahtın; elinde şeftali olan şeker sahibesi 🪁
" Beni hayatta tutan Mekke'dir. Hepsi birbirine benzeyen günlere, raflara dizilmiş su vagonları, iğrenç bir aşevinde öğle-akşam yemek yemeye katlanacak gücü veriyor bana. Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum, çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak..."
Zezé tipik bir Brezilya çocuğu ve olaylar da Brezilya kokuyor. Kitap beklentilerimin altındaydı, kesinlikle son sayfalar kitabın tamamından çok daha iyiydi. Şeker portakalından ziyade Portigo ön plandaydı ve bence kitap başlığı da ağaç isminden ziyade bu güzel dostluğu yansıtacak bir isim olmalıydı. Sanırım çok büyük beklentim vardı başlarken, başlamadan gözünüzde buyutmezseniz benden daha çok beğenerek okuyacağınız bir roman olabilir. Zezé'nin zorluklar içindeki hayatı ama bu çocuk biraz da fazla yaramaz olduğu için de zorlanıyor, kardeşleri de aynı hayatı yaşadığı halde bu kadar zorlanıyorlar çünkü. Brezilya'daki haylaz çocukların daha çok olduğuna eminim, bu romanda tüm günah Zezé'ye atılmış. Yazarın çocukluğundan izler taşıması da etkileyici. Gerçekten bu hayatı yaşayan birilerinin olması ve hatta daha kötü hayat yaşayan insanların olması insanı incitiyor. Cocuklara ne kadar yaramaz, şımarık olursa olsunlar bu kadar yüklenilmez, belki de bu da çocuğu hırçınlığa ve yaramazlığa teşvik ediyor. Sonuçta bahsettiğimiz çocuk Zezé ailesinden bulamadığı sevgiyi ilk tanismasinda öldürmeye karar verip, sonradan dostu olan Portuga'dan görüyor ve Portuga'nin ölümüyle kendisi de ölmek istiyor, aslında birini bu kadar çok sevebilecek kadar büyük bir kalbe sahipken bir o kadar da sinirlendiği kisileri öldürmek isteyecek kadar da öfke dolu bir kalbi var. Bu çocuk ne yaşıyorsa diplerde yaşıyor.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma