Bernard Higginbotham'ın karşısında oturduğu pazar akşamında, hazmı hayli güç olan yemekte şöyle bağırmamak için kendini zor tuttu:
"O kitaplar yazılmıştı! O zamanlar beni aç bırakan, evini yasak eden ve düzenli bir işe girmiyorum diye lanetleyen siz, şimdi karnımı doyuruyorsunuz. Halbuki eserlerimin hepsi o zaman yazıldı. Şimdi sizin aklınızda, benimse ağızımda evirip çevirdiğim, ama hiçbirimizin asla dile getirmediği bu düşünceler yerine ne söylesem saygıyla dikkat kesiliyorsunuz. Size gökteki ay bir kalıp peynirdir desem hemen bu fikrin müridi olursunuz, olmasanız da reddetmezsiniz çünkü benim dağlar kadar dolarım var. Hem de hepsini uzun zaman önce kazandım çünkü eserlerimi yazmıştım; tam da ne zaman, size söyleyeyim, ayağınızın altındaki toz gibi üzerime tükürdüğünüz zaman."