Enes K

Enes K
@Rooty01
”Hem böyle yapıyorum hem de yaptıklarımdan korkuyorum.”
Ankara
11 Mayıs
25 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Düşünemiyorum?
Puan vermedi·448 syf.··
2022 8. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2022 15:16
Açıkçası yarım bırakırsanız bile pişman olmayacağınız bir kitap Sen. Artık bitsin diye okuyacağınız türden hatta. Cinsel ilişkiyi ve klişe sosyopatları seviyor musunuz? O zaman Sen tam sizin kitabınız! Şaka şaka. Yazar adayı Guinevere Beck bir gün Joe Goldberg'ün çalıştığı kitapçıya girdiğinde bu sosyopat bunu gözüne kestiriyor ve kızla kafasında kurduğu mükemmel aşkı yaşayabilmek için araştırıyor, takip ediyor, öldürüyor. Kitap Joe'nun dünyasını bile çok iyi yansıtamıyor. Ve oo ne biliyo musunuz bu kitap kesinlikle kitap okuyan biri tarafından yazılmış. (Hadi canim!) Kitap içinde sürekli Dan Brown (En sevdiği kişidir eminim yazarın.) ve Stephen King'den bahsediyor. Ve bazı gereksiz film ve duyamadığımız müzikleri o kadar çok görüyoruz ki artık yeter diye haykırmak istedim. Artık insan sayfaları ilerletirken bitsin diye dua ediyor. Karakter deli ve aşık ancak yaptığı şeyleri yapması için gördüğü gerekçeler hiç güçlü değil. Kızı sevdiği için değilde canı sıkıldığı için öldürüyor ona zarar verdiğini düşündüğü kişileri. Arkası doldurulmamış bir hikaye var ve okuyan bile kör gibi hissediyor. Öte yandan kitap Amerikan toplumunda ki aptal insanları oldukça iyi gösteriyor. Yazar sosyal medya ve herkesin gördüğü sinir bozucu insanlarla ölümüne dalga geçiyor resmen. Kitabın o kısımları resmen terapi gibi. Keşke hayatımızdan herkesi herkesi kolay çıkarabilsek demi? Bu yanı takdir edilesi. Bu arada önce dizisini izlemiştim ve kitabı ondan sonra okumak istedim bu da biraz sıkıcı gelmesinin sebebi olabilir. Dizisinden sonra okumak isteyen varsa sakın almasın çünkü kitabın diziyle yakından uzaktan alakası yok. Sanırım sadece karakter isimleri aynı. Kitapta aşk falan olmadığını da belirtmek isterim. Bu seks. Başka bir şey yok kitapta. Joe'nun mastürbasyon yapmak için kızın
SenCaroline Kepnes · Epsilon Yayınları · 2019387 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Evet incelemesine gelip biraz öfkemi dökmek istedim. Sürekli hareket ve heyecan arayan bir insan değilim ama bu kitap o kadar sıkıcı ki okurken o distopik dünyaya giremedim açıkçası. Anlatım tarzı soluk ve yavan, ki böyle bir yazım tarzı kullanan ve çok iyi işler çıkaran yazarlar var. Kitabın ilk otuz sayfası tam bir işkenceydi. Karaktere ısınamadım ve en ufak bir bağ kuramadım. Ki karakter tanıtılmıyor zaten, ardı doldurulmamış umutlara sahip duygusal bir karakter Winston abimiz. Umut ve bezmişlik kokan bir başka karakter arıyorsanız Suç ve Ceza-Raskolnikov karakterine bakabilirsiniz. Tamamen özgün ve okurken okuyucu rahatça sempati duyuyor. 1.şahıs anlatılması gereken bir hikayeyi 3'e indirgemiş gibi geldi yazar. Anlattığı dünya gerçekten ilginç, hayal etmesi o yıllarda güç ve zor bir iş. Hiç şüphesiz günümüzde ki distopya kitaplarına ve filmlerine yön vermiş olacak kitap. Dünyayı ben anlatmayacağım zira zaten tonla inceleme var bu tarzda. Ama dediğimi anlıyor musunuz? Günümüzden bahsediyorum. Şuan okurken beni hiç hikayenin içine sürüklemedi, ağır ve darboğaz ilerliyor ve sürüklemiyor, bazı noktalardaysa gereksiz karanlıkla dolu. Etkili sahneler yok kitabın başında, hikaye ilerlemiyor kardeşim ilerlemiyorr. Laf ediyorum diye eminim kızacaklar olacaktır ama kimse Tanrı değil ve eleştirilmeyi herkes hak ediyor. George Orwell her kesime hitap etmeyen bir kitap yazmış, benim hoşuma gitmese de sizin gidebilir. Sadece dediğim gibi, sürükleyici değil ve sonraki sayfayı çevirmek için bir istek duyamadım okurken. Zaten bunu zorlama yapacaksam okuduğum şeyi elimde tutmanın daha fazla manası yok. Her şeye rağmen 100.sayfasına kadar sabır etmeyi düşündüm. Ancak 80'e geldiğimde karakterin bile bir tablosunu çıkaramadığım bir hikayeyi kenara atıp daha sakin ve nazik bir dille
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2021 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2021 20:22
Eğer benim gibi koyu bir Doctor Who fanıysanız bir dakika bile sıkılmadan okuyacağınız bir kitap. Öncelikle kitap dört kısa hikayeden oluşuyor. Ortalama uzunlukları 40-60 sayfa civarlarında. 𝘋𝘰𝘭𝘶 𝘠𝘢ğ𝘮𝘶𝘳𝘶 - 𝘑𝘶𝘴𝘵𝘪𝘯 𝘙𝘪𝘤𝘩𝘢𝘳𝘥𝘴 𝘒𝘶𝘳𝘵𝘭𝘶 𝘌𝘭𝘮𝘢 - 𝘎𝘦𝘰𝘳𝘨𝘦 𝘔𝘢𝘯𝘯 𝘛𝘳𝘦𝘯𝘻𝘢𝘭𝘰𝘳𝘦'𝘥𝘦𝘬𝘪 𝘠𝘢𝘣𝘢𝘯𝘤ı𝘭𝘢𝘳 - 𝘗𝘢𝘶𝘭 𝘍𝘪𝘯𝘤𝘩 𝘙ü𝘺𝘢𝘭𝘢𝘳 - 𝘔𝘢𝘳𝘬 𝘔𝘰𝘳𝘳𝘪𝘴 Her yazar farklı yazım tarzları ve çok geniş bir hayal gücüne sahip. Doktor karakterini sonuna kadar benimsediklerini okurken hissedebiliyorsunuz. Hepsi birbiriyle uyumlu çalışıyor ve kendinden önce ki hikayelere ufak atıflarda bulunuyorlar. Hikaye ve yazım tarzları farklı olsa bile gözünüze batmıyor. Doktor karakterinin bu hikayede 4 farklı versiyonu var. Bunlar dizinin 7.Sezon 16.Bölümünde hızlıca atlanan sahnelerde geçen doktor varyasyonları. İlk hikaye, (Dolu Yağmuru, 2.Doktor döneminde diziye eklenen Buz Savaşçıları isimli tuhaf zırhlı ve güneş gözlüklü biraderlerin olduğu kısım) Doktor'un henüz Tranzolere'a yeni geldiği dönemi anlatıyor, Doktor güçlü ve çevik. Net görüyor, sıkı tutuyor, hızlı koşuyor ve analiz ediyor. Köyü korusa da henüz samimiyetten çok bir zorunlulukmuş gibi hissettiğini düşündüm ben, tabii fikir bana ait. İkinci Hikayeye geçtiğimizde, (Çürük Elma, Doktor'un Krynoid ismindeki bir bitki canavarını Theol denen bir çocukla yendiği hikaye.) Doktor herkesle daha samimi, TARDIS'i hala ortalarda yok, tek bacağını kaybetmiş, saçı ak, yüzü kırışık dolu bir Doktor'la karşılaşıyoruz. Onun gibi bir gezgin bu ufak kasabada ki hayatından memnun olsa da belli bir yerde kalmayan bu orta yaşlı adam heyecan peşinde. Hikayenin sonunda Noel'e giriyorlar ve Theol tahta bacakla koşmakta zorlandığını farkettiği başkana bir baston hediye ediyor. Tatlı bir hikaye, en çok eğlendiğim bölüm oldu. Üçüncü hikayede (Tranzalore'deki Yabancılar, 1.sezonun ilk
Bilim-Kurgu
Doctor Who Trenzalore ÖyküleriJustin Richards · İthaki Yayınları · 2015384 okunma