'Yol boyunca birçok yerde durup dinlendiler, sessizce oturdular, birbirlerine söyleyecek bir şeyleri yoktu, çünkü eğer yaşam değişiyorsa, yaşamımızın içindeki biz değil, söz gereksiz kalır. Yükün hafifliğine gelince, bu daima böyle olmalıdır, erkek ve kadın kendilerine ait olan şeyi taşıdığından, biri diğerini peşinden sürüklediğinden, geriye dönmek zorunda kalmamak için başka bir şeye ihtiyaç olmamalıdır, bu hep bir vakit kaybı olur çünkü.'
'Baltasar neredeyse tamamen yeniden savaş özlemine gömülmüştü, ama Blimunda'yı hatırladı ve gözlerinin rengini hatırlamaya çalıştı, kendi belleğiyle giriştiği bu savaş onu kâh bir renge kâh diğer renge gönderiyordu, kendi gözleri bile, Blimunda'nın gözleri karşısındayken, bu gözlerin hangi renk olduğuna karar veremiyor bir türlü.'
'Ömrüm boyunca, hayatımı ezen koşulların bazılarından kurtulmak istediğim, buna karşılık kendimi benzer başka koşullar tarafından kuşatılmış olarak bulduğum çok oldu, olayların belirsiz örgüsünde bana karşı kesin bir düşmanlık vardı, desem yeri var. Diyelim ki, beni boğmakta olan bir eli boynumdan söküyorum. O eli söküp atan kendi elimin, beni kurtarırken boynuma bir ip geçirdiğini fark ediyorum. İpi boynumdan dikkatle çıkarıyorum, ama bu kez de kendi ellerimle boğazımı sıkmama ramak kalıyor.'