Ya, diye hayıflandı bekçi, ya… İşte
böyle insanlar burnumuzun dibinde doğuyor, burnumuzun dibinde yaşıyor, sonra birden bire yoklara karışıyor da biz bunu fark edemiyoruz.
Bir insan sevmek istemese de , gençliği sever. Sen de sevmişsindir belki sevme demiyorum, demiyorum da ama âdabıyla yapın şu işi! Çamur gibi yüzünüze gözünüze bulaştırmayın!
Hiçbir iz yok ,dedi Reşit.
Muhtar avluyu yeniden taradı gözleriyle. O, her şeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu; izsiz şey olmazdı. Kuşların bile bir izi vardı gökyüzünde, sözcüklerin dişte, bakışların yüzde.