Behice Gözde Çin

Behice Gözde Çin
@Rosauss
Amor Fati ️
Öğrenme Meraklısı
Ankara Üniversitesi
Ankara
18 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bizden Biri Gibi
9/10
·296 syf.··
2026 10. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:49
Gospodinov'u ilk kez okuyorum. Daha önce Bulgar bir yazar okumamıştım. Hatta Bulgar kültürü ya da Bulgar insanlarına dair de pek bir şey bilmiyormuşum. Bu kitapla beraber bize ne kadar da yakın olduklarını anladım. Çoğu yerde sanki Türk bir yazar ve Türkiye'ye dair şeyler anlatıyor gibi hissettim. Yazarın dilini kavramam 50 60 sayfa kadar bir süre aldı ancak çok sevdim. Yer yer Ahmet Hamdi ya da Oğuz Atay okuyormuşum hissi yarattı bende. Bazı yerlerdeki anlatımını o kadar sevdim ki tüm sayfanın altını çizmek istedim. Kitaba konu olan fikir çok yaratıcıydı. Kendi yaşamımda da geçmişle fazlaca hemhal olduğum bir dönemde denk gelmiş olmak hoşuma gitti. Birçok sorgulama yapmama vesile oldu. Geçmişi daha parlak ve çekici görüyor olmamızla ilgili düşündüm. İnsan o anı yaşarken o kadar parlak bulmaz ama üstünden bi 10 sene geçtikten sonra yaşadıkları göz kamaştırmaya başlar. İnsan zihni kötü anlardan ziyade iyileri hatırlama eğiliminde olduğundan mıdır bu acaba? Zihnimde tüm bu sorgulamalara sebep olduğu için pek bir keyif aldım kitaptan. Gelelim kitapla ilgili hoşuma gitmeyen yegane şeye. Kitabı oluşturan fikir bu kadar iyiyken yazar onu kurgulamada bana eksik geldi. Hele de son 50 sayfada kurgusal açıdan oldukça sıkıldım. Ne bir yere bağlandı ne bir şey oldu. Salt bir bilinçakışı okuyorduk ama akıcı ya da kitabın geneline hizmet eden bir akış değildi bana göre. Kitaba sürükleyicilik bakımından 10 üzerinden 3 veriyorum. Dil ve anlatım olaraksa 9 veriyorum.
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,747 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
You are not alone
8/10
·256 syf.··
2026 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 19:12
Yaralı insanlar, insanları yaralar. Hurt people, hurt people... Yazarın ince bir oya gibi işlediği kurguyu, dilini ve anlatımını çok sevdim. Daha evvel İsveç edebiyatından bir eser okumamıştım. Açıkçası merak edip okumayabilirdim de arkadaşımın önerisi ile başladım. Ancak roman çok içimizden çok bizden geldi bana. Travmalar, yaralayan aile ilişkileri sanırım nereye gidersek gidelim aynı. Dili ya da dini yok acının, yalnızlığın... Çağdaş dünya edebiyatı çok okuduğum bir tür değildi. Genellikle klasiklere ya da bilgilendirici içeriklere yönelirim. Bu aralar hep çağdaş dünya edebiyatı okudum ve çok keyif aldım. Su gibi akıyor, bir çırpıda bitiveriyor kitaplar. Anne babalar çocuklarına kaderlerini de aktarıyor bazen. Aynı şeyler farklı zaman dilimlerinde tekrar tekrar yaşanabiliyor. İncelemenin bundan sonrası kitapla ilgili bilgi verebilir henüz okumadıysanız yazıya devam etmeyin!!! Yana ve Harriet parelel acılar yaşıyor bir nevi. Harriet kendi yarasını kızına miraz bırakıyor sanki benzer yerden onu da yaralayarak. Sen yalnız değilsin, dediklerimiz bazen en yalnız bıraktıklarımız oluyor. Kendi acımızın içinde kaybolup yanımızdakine verdiğimiz acıya körleşiveriyoruz. "Biri gelip seni yıkıyor ama o birini de başka biri yıkmış. Domino taşları gibi*" Böylece kendi felaketimizden keyif almaya başlıyoruz. Kendi geçmişimize saplanıyoruz ve her şeyi ondan biliyoruz. Romanın sonlarına doğru gerçekten heyecanlandım, ne olacak yazar tüm bunları nereye bağlayacak diye... Bir ara hiçbir şey olmadan bitecek sandım sonra öyle güzel bir yerden bağlandı ki bittiğine üzüldüm. Bazen Harriet'a çok kızdım ama sonra hep anladım onu, kızamadım. Oscar gibi... Bir ara Yana göl evine gittiğinde oradaki yaşlı kadın ve kızının da hikayeye ekleneceğini düşündüm ancak bu olmadı. Sonuç olarak
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,5bin okunma
Geç Keşfettiğim Başyapıt
10/10
·438 syf.··
2026 7. kitabı
İnce Memed uzun yıllardır okuma listemde olan bir Türk klasiğiydi sonunda okuma şerefine bu sene eriştim. İyi ki de okudum. Yaşar Kemal dili ve anlatımıyla çok sevdiğim bir yazardır zaten. İnce Memed yazarın sevdiğim tüm yönlerini barındıran el dokuması, renkli bir kilim gibi. Lirik, destansı anlatımın ustası olan yazar toplumcu gerçekçilik perspektiften bir aşk hikayesi anlatıyor. İnce Memed ezilenlerle ezenlerin ezeli mücadelesine tutulmuş edebi bir ayna... Kitap aynı zamanda oldukça tempolu ilerliyor insanın elinden bırakası gelmiyor, hikayenin nasıl devam edeceğini merak ederek sayfaları birbiri ardına sıralıyor insan. Türk edebiyatının başyapıtlarından biri bence. Herkes okumalı
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,5bin okunma
Yoğun felsefi bir roman, anlamasam da sevdim
7/10
·136 syf.··
2026 3. kitabı
Yazarın daha önce kitabını okumamıştım. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle başladım. Kitabın dili beni biraz yordu. Bazı cümleleri anlamakta zorlandım. Bazı cümleleri birkaç defa okumam gerekti. Yazar, kitabı felsefi ve yoğun bir anlatımla oluşturmuş. Belki de birkaç kere daha okumak gereklidir. Zaten ince bir kitap. Olay örgüsü çok şaşırtıcı, farklı denemez ama alışılmış da değil. Kitabın bende yarattığı etkiyi biraz Lynch filmlerine benzettim. Hem bir şey anlamayıp hem beğenmek. Belki daha yavaş daha detaylı ve üzerinde düşünerek okumak gereklidir bilemiyorum. Ben hızlı bir şekilde okumuş olabilirim. Okuyan başkalarıyla konuşmak da güzel olabilirdi belki anlamak için.
Diğer EvRachel Cusk · Yapı Kredi Yayınları · 2022454 okunma
Yine ağladım
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Maggie O'Farrell son zamanlardaki favori yazarım oldu. Yarattığı kadın karakterler beni derinden etkiliyor. Modernitenin yarattığı güçlü, maskülen kadınlardan ziyade kadınlığın içinde barındırdığı yumuşaklığı, sezgiselliği, yaratıcılığı, doğayla olan iç içeliği kendine has kadınsı bir güçle, başkaldırıyla birleştirmiş kadınlar... Hamnet romanını okuyup çok beğendikten sonra Esme Lennox'u merak ettim ve kitabı alıp bitirmem 2 3 gün sürdü. Üstelik 2 aylık bir bebekle. Elimden bırakamadım, uykumdan çaldım bir dikişte yuvarladım. Kitabın diliyle ilgili çok eleştiri yapılmış. Evet, oturtmak ve anlamak biraz zaman istiyor ancak böyle alışılmamış bir teknik kullanması da yine yazarın yaratıcılığından gibi geldi bana. Hamnet'te de Shakespeare'in ismini hiç geçirmediği farklı bir teknik kullanmıştı zira. Kitapta olaylar sadece kadınların gözünden aktarılıyor bu da güzel bir detaydı. Üç farklı kadının hikayesini dinliyoruz. Üç farklı hayat yaşayan ancak kadın olmanın getirdiği farklı zorluklarda birleşmiş... Erkeklerin yaratımı bir dünyada esir düşmüş ve bu esaretle yine kız kardeşine saldırmış Kitty'nin hikayesi de ayrı bir trajediydi bana göre. Ve tabii ki yazar, yine ipek gibi dokuduğu bir dille yazmıştı romanı. Hem çok güzel ve incelikle işlenmiş bir anlatım hem de duru ve bir o kadar akıcı. Yeni bebeğim olmuş olmasının bir etkisiyle sanırım son kısımda ağlattı beni. Hamnet'te de ağlamıştım çokça. Sonunun pat diye bitişi de vurucu olmuş. Kitabı çok sevenler bittiği için üzüntülerinden olsa gerek hızlı bitmiş olmasına dayanamamış ve bunu kötü bulmuşlar. Oysa bana göre insanı beyninden vurulmuşa çeviriyor.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,078 okunma