*Daddy issues
*Asker kurgusu
*Aile içi travma
*İkinci şans
Maxwell Tailor babasından hiç sevgi görmemişti. Sekiz yaşından beri sürekli tacizlere, şiddete ve hakaretlere maruz kalmıştı. Eksik, kırık dökük bir çocukluk ve ergenlik dönemi geçirmiş, on sekiz yaşına basar basmaz babasının orduya katılması için önüne bıraktığı broşürle artık evden ayrılma vaktinin geldiğini anlamıştır. Ve geride ikiz kız kardeşlerini, tek arkadaşını ve lise aşkı Laura'yı bırakmak zorunda kalmıştır.
Aslında kitaba başlarken böyle bir şey okuyacağımı tahmin etmiyordum. Konusuna bile az çok hakimdim ve okudukça beni ağlama krizlerine soktu. Bir insan hayatı boyunca bu kadar acı çekemez dedim. Max, bebeğim keşke seni bağrıma basıp sarılabilsem... Her bir paragrafı okudukça içim kıyıldı.
Romandan ziyade bir günlük, anı okumuşum hissiyatı verdi. Bir adamın çocukluğundan kırklı yaşlarına kadar ki geçişini, kırıklarını, travmalarını ve psikolojik çöküntüsünü en ince ayrıntısına kadar okuduk. Çok etkilendim. Hiçbir kitapta bu kadar etkilendiğimi sanmıyorum. Kızdığım çok yer oldu ama nedense bunların hiçbiri Max ile ilgili değildi. Annesine, babasına, kardeşlerine hatta en yakın arkadaşına bile kızdım fakat Max'a üzüldüm. Laura'nın böyle bir sonla kitaptan ayrılması beni şok etti. Bilemiyorum, her şey çok fazlaydı ve ben hangi noktada neye üzülüp sinirleneceğimi bilemedim.
Babası tam bir şerefsizdi. Ondan o kadar nefret ediyorum ki kelimelere dökemiyorum bile. Sid muhteşem biriydi, Max'e her an sahip çıkması gerçek dost bi dedirtti, birilerinin aksine "Ricky" desteğini hiç eksik etmedi. İkinci kitapta hikaye devam edecek meraktan ölüyorum, hemen devam edeceğim.
Yeniden görüşünceye dek kitapla kalın efenim Kelsey Kingsley
Pen Pal
*Paranormal
*Smut
*Gizem/Gerilim
Kayla Reece, kocasının ölümüyle birlikte derin bir tükenmişliğin içindedir. Neredeyse asırlık evinde depresyonuyla baş başa kalmaya çalışıyor ama sürekli arıza çıkaran elektrik tesisatı, damlayan çatı ve duyduğu takırtı sesleri ne yazık ki buna izin vermiyor. Nihayetinde evine tamirci çağırmaya karar verir. Evine yaşlı bir usta gelmesini beklerken genç ve yakışıklı Aidan Leighrit'a karşı hissettiği çekim zaman ilerledikçe durdurulamaz bir hâle gelir.
Ben ne okudum? Ben tam olarak ne okudum? Bu kitabı şimdiye kadar okumadığım için büyük bir pişmanlık duyuyorum. Harika ötesiydi. Her şeyi bırakın finali okumak bile beni kaldırıp duvardan duvara vurdu. Bak hâlâ aklıma geldikçe şoka giriyorum.
Spoiler vermeden kitaptan bahsedeceğim. Olay örgüsü başta çok durgun geliyor, rsye sokacak türden ama böyle iki yüzlü sayfalara gelince bir açılıyor ki yalayıp yutuyorsunuz kitabı... On da on aslında ama sürekli tekrar eden smut sahnelerin yoğunluğu bence oldukça kaliteli olan paranormal kısmı gölgede bırakmış. Tek eksisi buydu... Onun dışında çok beğendim. Hatta aşık oldum diyebilirim.
Kayla ve Aiden ilişkisi başta neden geçmedi bana diyordum, sonunu okuyunca taşlar yerine oturdu az çok. Smut yoğun olabilirdi ama doyurucuydu djjd Aiden gibi birini herkes hayatında ister gibi geliyor, adam yürüyen cinsel gelirim ayol. Bayıldım.
Sonunu düşündükçe ellerim titriyor, son zamanlarda okuduğum en mükemmel finallerden biriydi. En son böyle bir sonu Sessiz Hasta kitabında okumuştum.
Şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye kitapla kalın efenim. J.T. Geissinger