Dumura uğramış hâldeyim. Öyle ki cümlelerimi toparlayamıyorum. Uzun zamandır başından sonuna kadar bir saniye dahi sıkılmayarak okuduğum, ters köşe olduğum bir kitap okumamıştım. Kimsenin de kitabın yorumlarına, incelemelerine bakarak başlamasını istemem. Bütün büyü bozulur çünkü. Spoiler almadan okumanız gerek. Bu yüzden incelemeyi kapatıp hemen okumalısınız.
İflah olmayanları aşağıya alalım.
Kayla'nın aldığı bir mektupla başlıyor kitabımız. Açıkçası o mektup üzerinden (stalker gibi) ilerleyecek sanmıştım kurguyu. Fakat öyle olmadı. Mektup aklımızın bir köşesinde duruverirken damlatan çatısına bir usta aramaya başlar, Kaylamız. Allah'ın Amerikasında öyle kelli felli, göbekli, kaytan bıyıklı bir usta olur mu hiç? Tabii ki olmaz. Tam da bundan mütevellit kurt bakışlı dalyan oğlanımız Aidan çıkagelir. Fiyatta anlaşamayan çiftimiz pazarlık yaparken Aidan'ın cinsiyetçi konuşmaları Kayla'yı kızdırır ve ustayı evinden kovuverir. Kader bu ya, sonrasında tekrar karşılaşan ikili, cinsel gerilime tutulur ve sonrasında olaylar gelişir. Çiftimiz arasında geçen repliklerin bana inanilmaz keyif verdiğini ve aralarındaki uyumun beni cezbettiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Tek kelimeyle MÜKEMMELLERDİ. Aidan hakkında sabaha kadar konuşabilirim...
(SPOİLER!) Bir kere kimsenin finali tahmin edebileceğini asla düşünmüyorum. Yazar her şeyi o kadar güzel yedirmişti ki romantizm kitabı okuduğuma emin bir şekilde devam ediyordum. Hayalet hurafelerine bile o küçük çocuğu evin içinde görene kadar inanmadım. "Bir bit yeniği vardır bu işte, kızı deli olduğuna ikna edeceklerdir," diye düşünüyordum. Fakat gerçekten de bir hayalet söz konusu imiş. Bahsi geçen hayalet ölen kocasıdır, diye düşündüm bu kez. Kızı kıskandı ve musallat oldu... Yok, efendim, o da değil. Aklımızın ucundan dahi