" Ben başkalarının günahları için de ağlıyorum," diyor karşımdaki adam. Karşıma bir hasta olarak oturmuş ama konuştukça, erdem timsali bu ruh karşısında gözlerim kamaşıyor. Sizden şifa arayan, bazen size şifa vermeye gelir. "Bana bir kötülük yapanı affetmeyi nasip et Allah'ım, ki senin karşında af dilemeye yüzüm olsun," diye niyaz ediyor. Kaldı mı böyle sadıklar yeryüzünde? Hayır, bu kadarı gerçek olamaz. Antidepresanın dozunu artırıyorum.
Ruhun yaralarından kendilerine bir harita çıkaranlar, işaret yıldızı olarak sadece o yaraları takip edenler, ne kadar yürürlerse yürüsünler yolları hep uzun ve soğuk bir geceye, çocukluğa çıkar.
Düşünmek inziva ister. Tefekkür, dünyaya gitmek,onunla konuşmak ama sonra yaşadıklarımızı hazmedebileceğimiz bir tecrit hücresi bulmakla gerçekleşir. İçe dönüş olmadan ne güzel bir dize çıkar, ne de ilham verici bir düşünce.İbadet de önünde sonunda bir sevgi yoğunlaşmasıdır ,Tanrı'yla aradaki perdelerin kalkması,onun varlığına dikkat kesilerek sadece huzurda olma halidir. Dikkat, hayret ve şükranı besler. Bir çiçeği dikkatle inceleyen kişi , onun yaratılışındaki güzelliği görmezden gelemez. Dikkat , bizi kendimizden alıp güzelliğe taşır.
Bu andan itibaren birisi sizden bir şey rica edince istenilen şeyi genellikle küçük bir koşula bağlayabileceğinizi hatırlayın.Neyi niçin yapılamayacağı üzerinde yoğunlaşmak yerine,nasıl ve ne zaman yapılabileceğini bulmaya çalışın.
"Hayır , hakemin gelmesini beklediğimiz için oyunu henüz başlatamayız." demek yerine, " Hakem gelir gelmez oyunu başlatacağız" deyin.