Gelenek ve dinden biri ebedi diğeri değişkendir. Birisi her zaman için geçerli, diğeri ise bir ulusa, bölgeye ve zamana has sosyal sistem içindir. Biri vahiy ve ilhâm diğeriyse kalıtımsaldır. Biri toplumsal ve ekonomik bağlardan üretilmiş, diğeriyse bisetten doğmuştur. Böyle olmasına rağmen tutmuşlar bunları birbirine karıştırmışlardır. Bu İslâmî muhtevayı, o kalıtımsal ,miras kalmış bölgesel yaşam kalıbının içine koymuşuz. İslâmı ; düşük, avâmi, cahili adalet, töre ve inançlarla karıştırmışız ve bunun tamamını da din adına müdafaa ediyoruz!
Sadece mücerret ( soyut ) hakikati araştırmakla yetinmem. Tarihin sırlarını da kurcalamaya çalışırım. Peşin hükümlerden mümkün mertebe kaçınmaya çalışırım. Sözlerin ve olayların sadece dış anlam ve yorumlarına takılıp kalmamaya bakarım. İyi yanları seçip kabul ederim. Kayıtsız şartsız kabul veya kayıtsız şartsız kınamayı değil,inceleme,deneme,düşünme karşılaştırma yollarıyla değerlendirmeği şiar bilirim.
...Güçlü taşlar arkada tek sıra halinde dururken zayıf taşlar yani piyonlar da saldırının şiddetini üstlenmek üzere öne sıralanır.Hareketlerinin kısıtlılığından ve savunmasız olmalarından dolayı çoğu insan onları küçümser ve yalnızca güçlü taşları korumak için kullanır. Fakat ben oynarken piyonlarımı korurum.
Ama yok.Bir daha asla, uykuya dalarken bile kibirli kibirli konuşup hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağını söylemeyeceğim.Hayır, Bir yıl geçti,öbürü de geçecek ve aynı bir önceki yıl gibi sürprizlerle dolu olacak...Demek ki boyun eğip öğrenmek gerek.