Roşeysa

Deniz Gezmiş'in Filistin gerilla kamplarında İsrail'e karşı savaşırken taşıdığı,FKÖ bileşenlerinden Filistin Halk Kurtuluş Cephesi kimliği,hala bir bayrak gibi dalgalanmaya devam ediyor. O topraklarda arkadaşlarımızın mezarları var. Filistin mücadelesine destek vermek için 1969'da bölgeye giden ve İsrail askerleriyle çatışmada yaşamlarını yitiren 8 Dev-Genç (Devrimci Gençlik Federasyonu) üyesi o topraklarda yatıyor. Aynı dönemde isalmcılar,İstanbul Boğazı çıkışında demirleyen ABD 6.Filosu'nu kıble sayıp namaz kılıyor,emperyalizmini protesto eden devrimcilere polis desteğinde saldırıyorlardı.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bilindiği gibi,islamcı hareketin İran karşı-devriminin de etkisiyle 1980 sonrasında geliştirdiği bir Kudüs ve Filistin söylemi var. Dinsel motiflerle bezenmiş adeta kutsal bir söylem bu. Oysa gerçek ve tarih tamamen farklıdır. Sadece Türkiye'de değil bütün dünyada islamcılar,Filistin halkıyla değil Filistinli dincilerle dayanışma halindedir. İslamcılar,laik ve sola açık diye gördükleri Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) 1960'lı ve 70'li yıllarda sürdürdüğü büyük mücadeleyi değil desteklemek,tam tersine ona hep karşı oldular. Tıpkı ABD ve İsrail gibi,Filistin kurtuluş mücadelesini ''terörizm'',Filistinli savaşçıları da ''terörist'' diye nitelendirdiler. İslamcılar iç ve dış politikadaki bütün hamasetine karşın,Filistin'le gerçek anlamda bir dayanışma içinde olmadılar.
Sayfa 111·Kitabı okudu
AKP-MHP koalisyonu bugün ülkeyi ''islamcı-faşist'' bir rejime doğru taşıyor. bütün rezervlerini tükettiğinin,toplumsal tabanının hızla eridiğinin farkında olduğu için de bu amaca ulaşmak için siyasal şiddet dahil her türlü araca ve yönteme başvuracağı da görülüyor. Çünkü elinde toplumu teslim alacak başka bir araç bulunmuyor. Peki başarılı olabilir mi? Evet,olabilir. Bunun uzak olmayan tarihte iki somut örneği var. Çok güçlü sosyalist ve işçi hareketlerinin bulunduğu,yerel iktidarların fiilen ele geçirildiği İtalya ve Almanya'da bir avuç maceracı faşist,siyasal şiddet kullanarak neredeyse on yıl içinde solu tasfiye edip toplumsal çoğunluğu ele geçirerek,söz konusu ülkelere el koydu. (...) Türkiye'de 70'li yılarda faşistlerin yapamadığı şey işte budur. Devrimci sosyalist hareket,topyekun faşizm girişimini sokakta durdurdu. 12 Eylül darbecilerinin ''tarafsız görünme'' zorunluluğu buradan geliyordu.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Toplum çıplak gözle de görülebildiği gibi lümpenleşiyor. Her türden gerici,ırkçı,dinci,faşizan,faşist,kadın düşmanı ideoloji kendisine zemin buluyor. Çeteleşme toplumu sarıyor,sokaklara egemen oluyor. Düzen mafyalaşıyor. Bu sürecin arka planında ırkçılık ve milliyetçilikle harmanlanmış islamo-faşist bir ilkel ideoloji bulunuyor. Sokaklarda muhalefete yönelik sopalı,silahlı saldırılar artıyor. Gerici-faşist şiddet yeniden yaygınlaşma eğilimine giriyor. Kaba kuvvet ile sokakta hakimiyet kurulmak isteniyor. Ülke ''canavarların zamanını'' yaşıyor.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Türkiye aydınlanması ve modernleşmesi,Soğuk Savaş dönemine,ABD ve NATO desteğiyle anti-komünist doktrine kurban edildi. Komünizme karşı mücadele konseptinin içine gizlenen,kullanışlı bir araç olmaya gönüllü siyasal islamcı entelijansiya; rejimin,sistemin ve emperyalizmin sol korkusundan alabildiğine yararlandı. Komünizm düşmanlığı,önemli bir boyutuyla aydınlanma,cumhuriyetin ilerici kazanımları,laiklik,kadın hakları düşmanlığıyla birlikte yürütüldü. Modernitenin kazanımlarına komünizm diye saldırıldı. Sonuç olarak; Batı'nın körüklediği sol korkusu nedeniyle Türkiye'nin asker-sivil bürokrasisi ve burjuvazisi,kendi cumhuriyetine ihanet ederek,onu cami avlusuna bıraktı. Servetini kurtarmak ve korumak için cumhuriyetini feda etti.
Sayfa 105·Kitabı okudu