Roşeysa

Sıkıyönetimin ilanıyla ilgili olarak Batı'da yapılan yorumlar da dikkat çekiciydi. Kahramanmaraş olaylarında bazı CIA ajanlarının rol oynadığı öne sürülüyordu. Bazı ABD Büyükelçiliği görevlilerinin Sivas,Malatya,Elazığ,ÇorumErzincan,Erzurum ve Kahramanmaraş gibi hassas illerin bulunduğu bölgeyi daha önceden gezdiği ve bir rapor hazırladığı biliniyordu. ABD'nin Türkiye'deki siyasal istikrarsızlık ve solun yükselişinden endişe duyduğu açıktı. Aynı günlerde Fransız medyası,istihbarat servislerinden sızan bilgilere dayandırdıkları yorumlarında,CIA'nın Türkiye'de kapsamlı bir operasyon hazırlığında olduğunu belirtiyordu.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Reklam
Bu katliam,MHP için iktidar stratejisinin bir parçası ve askeri yönetime giden yolun belirleyici bir kilometre taşıydı. (...) Mahkeme tutanaklarında bile yer alan deyimlerle belirtirsek eğer, ''Üç yaşındaki küçük çocukları öldüren,hamile kadınları ve yaşlıları baltalarla parçalayan,islamın şartlarını sayamayanları benzin dökerek yakan ve ırza geçen'' bu saldırganlar dinci yanları ağır basan ülkücüler ve onların yönlendirdiği mezhepçi-sağcı bir güruhtu. Faşist barbarlık Türk sağının aklını ve vicdanını teslim almıştı!
Sayfa 63·Kitabı okudu
Divriği sünni ve alevi yurttaşların iç içe yaşadığı büyük bir ilçeydi. Burada ateşlenecek bir çatışma,kolaylıkla Sivas,Erzincan,Elazığ ve Malatya'ya sıçrayabilirdi. Bu dört duyarlı ilin tam kavşağında bulunan Divriği'de 11 Eylül 1977 günü bir camiye bomba konuldu ve duvarlarına orak-çekiç çizildi. Bombanın patlaması ilçe sakinlerinin bir bölümünü galeyana getirdi. Zaten günlerce önceden "komünistlerin camileri bombalayacağı" yolunda bir propaganda başlatılmış,evlere bildiriler dağıtılmıştı. Ancak beklenmedik bir gelişme yaşandı ve camiye bomba koyanlar yakalandı. Divriğili bir esnaf,camiyi bombalayanlardan birinin kendi oğlu olduğunu belirterek,onu polise teslim etti. Ardından diğer saldırgan da yakalandı. Bombacılardan ikisi de ülkücüydü. Provokasyon ters tepti.
Alevi ve sünnilerin birlikte yaşadığı Orta ve Doğu Anadolu kentlerinde (Sivas,Yozgat,Çorum,Tokat,Kayseri,Erzincan,Erzurum,Elazığ,Kahramanmaraş,Malatya) aynı senaryoya dayalı bir dizi provokasyon gerçekleştirildi. Bu oyun şöyle özetlenebilirdi; hedef seçilen duyarlı kentlerde,bir hafta ya da on gün öncesinden afişler,bildiriler ve yüz yüze propaganda yoluyla yerel gericilik solculara karşı kışkrtılıyor, "komünistlerin" ya da "alevilerin" camilere saldırdığı,buralara "orak-çekiçli" bayrak asıldığı ve "müslümanların katledildiği" söylentisi yayılıyordu. Bazen camilere provokatörler tarafından sahte saldırılar da düzenleniyordu. Ardından da kışkırtılan kalabalıklar sol görüşlülerin işyerlerine,evlerine ve derneklerine saldırıyordu.
Sayfa 56·Kitabı okudu
1978 yılının sonuna doğru Türkiye,tarihinin en utanç verici ve insanlık dışı siyasal katliamına,Maraş'a doğru gidiyordu. (...) Bu katliamın aktörleri de mahkeme kararlarıyla da kesinleşeceği gibi,yerel gericiliği harekete geçiren ülkücülerdi. MHP,izlediği siyasetle hem toplumun sağ kanadında bir hegemonya sağlamaya çalışıyor hem de Türkiye'yi askeri darbeye doğru taşımak istiyordu. Dönemin sağdaki en büyük parlamenter gücü AP ile yine sağdaki en radikal sokak gücü MHP arasında fiilen bir mutabakat oluşuyordu. (...) Bu strateji sonucu,ülke adeta bir yangın yerine döndü. Siyasal saldırılar,cinayetler ve katliamlar büyük bir hızla artmaya,birçok kentte arka arkaya "gerici ayaklanmalar" çıkmaya başladı.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Reklam