Bazı sesler var… duyuldukları anda kaybolan.
Sanki varlıkları bile geçiciymiş gibi,
sanki yoklukları kimsenin düzenini bozmuyormuş gibi.
İnsan garip bir varlık;
en çok da alıştığı şeylere yabancılaşıyor.
Acıya mesela…
İlk gün yakıyor, ikinci gün sızlıyor,
üçüncü gün hatırlamak bile ağır geliyor
ve sonra… hiç olmamış gibi.
Belki de mesele unutmak değil,
unutmayı kabullenmek.
Çünkü hatırlamak, bir şey yapmayı gerektirir;
ve insan en çok, yapmadıklarıyla yüzleşmekten kaçar.
Bir yerde bir eksilme oluyor sürekli,
ama kimse saymayı bilmiyor.
Rakamlar artıyor, cümleler azalıyor.
Sonra bir sessizlik çöküyor her şeyin üstüne;
öyle kalın, öyle yerleşik ki
içinden geçmeye çalışan bile yoruluyor.
Ve insan, bir noktadan sonra
çıkış aramayı da bırakıyor.
Çünkü bazı kapılar kilitli değil aslında,
sadece kimse elini uzatmak istemiyor.
Belki de en büyük kayıp,
kaybettiklerimiz değil…
onların ardından hiçbir şey değişmemesi.