Elimi uzatıyorum gördüğüm her hayale, gölgeye, yansımaya.. Ve elimi çekiyorum dünyadan, geçmişten, gerçekten... Bir açık hava otelinde maviyi seyre dalarken.
Öyle hayaller kurardı ki hakikat olmamaları için hiçbir sebep yoktur. Kendi kendine derdi ki:
"Bu kurduklarımı hakikat yapmak için insanların biraz daha iyi olması yetmez mi?"
İçinde iyi şeyler söylemeye, doğru şeyler söylemeye salahiyetle (yetki) kıvranan adamın, korkmadan ve yanlış tefsir edilmeden bu bir şeyleri söyleyebildiği bir dünya...
"Çocukluğumdan beri yaşamın, birbiriyle aynı iki boşluk arasındaki bir kıvılcım olduğuna inandım: doğumdan önceki ve ölümden sonraki karanlıklar arasındaki bir kıvılcım."
"Yaşam iki boşluk arasındaki kıvılcım. Güzel bir imge Josef. Ama kafamızın hep ikinci boşluğa takılması ve birinci boşluk üzerinde hiç düşünmemiz ne tuhaf, değil mi?"