Bilincimizden uzak tuttuğumuz, uzaklaştırdığımız düşünceler zayıflar, azalır, silinir ve etrafındaki bağlı olduğu düşünceleri de alıp götürür. Yani düşüncelerimizin efendisiyiz. Yerleşmiş kötü bitkileri ve hatta daha fazlasını koparıp atmaya muktediriz.
Ayrıca her biri diğerinden beter iki felsefi teoriden kurtulmamız gerekli.
Biri kaderciliğe bağlı olarak vasıflarımızın önceden belirlendiği, sabit ve göründüğümüz gibi olduğumuz, karakterimiz üzerinde hiçbir etkimizin olmadığı ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimiz savıdır. Psikolojinin temel kuramlarını hiçe sayarcasına saygın filozofların güzel güzel kelimeler kullanarak insanın bakışına at gözlüğü takmaya çalışan fikirler ileri sürmesi çok saçma.
Diğer bir teori ise özgür iradeyi ne daha az naif ne de daha az zararlı görür. Karakter oluşumunun anlık bir yaradılış olduğunu savunur. Bu da psikolojiden uzaklaşılmasına neden olmuştur. Karakterin insan doğasında gizli olduğunu, insan doğası gereği ancak kendinden yardım alarak karakterini geliştirebileceğini savunurlar.
Küçük alışkanlıkların sağladığı birikim anlık büyük çabalardan çok daha etkili olacaktır. Sarf edilen çabanın düzenli olması şartıyla küçük alışkanlıklar edinirsek bu davranışları devamlılık diye adlandırırız. Bu da devamlı iradeyi kolaylaştırır.