Rozk

Rozk
10/10
·7139 syf.··
2025 54. kitabı
·
716 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 00:00
“Oku! Yaradan Rabb’inin adıyla oku! (Alâk-1) İslamiyet’in ilk emri, ilk inen ayetidir “Oku”. O kadar geniş anlamı vardır ki insanı okumaktan, yaradılanı okumaktan, âlemi okumaktan tutun da birçok manayı alır içine. Öğrenmek maksadıyla okumak da buna dahildir. Hem de pek âlâ ki dahildir. İnsan gezerek öğrenir, seyrederek öğrenir, sorarak öğrenir ama en çok okuyarak öğrenir; bilmediklerini, bilmek istediklerini, bilmeye muhtaç olduklarını. Peki bildikleri yeter mi? Yeter dediği an gaflete düşmüştür kişi. Bildiklerinin azlığı ve bilmediklerinin çokluğunun farkında olabiliyorsa ne mutlu ona, olabiliyorsak ne mutlu bize. “Anlayabilesiniz diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” (Yusuf-2) Hem Hz. Muhammed’in (sav) hem de bulunduğu toplumun Arap olmasından ötürü Arapça inmiştir Kur’an-ı Kerim. Ancak Araplarla sınırlı kalmamış tüm Müslümanlara, hatta tüm insanlığa okuyup anlayasınız ve öğütlerini yerine getiresiniz diye indirilmiştir. Şüphesiz hak dindir İslam ve son kitapla bizlere gelmiştir. Çelişki yahut eksiklik tam da burada başlar: İnen ilk ayeti “Oku!” olan bir dine mensup olduğumuz halde o dinin kitabını nasıl okumayız? Bir kere bile içini açıp tek bir kelimesini dahi okumaya tenezzül etmediğimiz kitaba ve onunla gelen dine inanmış, iman etmiş olduğumuzu nasıl söyleriz? Biraz iyimser düşünelim: Arapça okuyoruz, hatmediyoruz; güzel, sevabı da çok. Peki ne kadar hakimiz Arapçaya? Ne kadar anlıyoruz bize söyleneni? Neler anlatıyor kitap, ne kadarını idrak edebiliyoruz? Bu eksikliği bizden önce de görenler olmuştur elbette. Kur’an’ı-Kerim Hem Türkçeye çevrilmiş hem de tefsiri yapılmıştır. Bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle, meclis görevlendirilmesiyle gerçekleşmiştir çeviri ve tefsir. (Atatürk ve Dünyası, İlber Ortaylı, Kronik Kitap, s. 398.)
Hak Dini Kur'an Dili (10 Cilt Takım)Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır · Azim Dağıtım · 2020775 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·352 syf.··
2025 41. kitabı
Thomas Edward Lawrence... İngilizler tarafından Arap isyanlarını yönlendirmesi için görevlendirilen ajanlardan sadece bir tanesi... Namıdiğer, Arabistanlı Lawrance... 18. yy.ın sonlarında gerçekleşen Fransız İhtilali ve onunla gelen milliyetçilik akımı dünya siyasetinin dönüm noktası olmuş, bugünün tarih şekillenmesinde başrolü oynamıştır. Bünyesindeki milletleri din çatısı altında bir arada tutan imparatorluklar milliyetçilik akımıyla isyanlara, savaşlara, ekonomik buhranlara karşı ayakta duramamış; zamanla parçalanmış ve yıkılmıştır. İslamiyetle bütünleşen Osmanlı İmparatorluğu da bu devletlerden biridir. Birçok milleti "halifelik" makamıyla ayakta tutan Osmanlı, uzunca bir süre büyük bir coğrafyaya egemen olmuştur. Zamanla bu özelliğini yitirmiş, ekonomisi bozulmuş, ilerleyen toplumlara ayak uyduramamış ve en sonunda milliyetçilik akımının büyük darbesiyle yıkılmaya mahkum olmuştur. Bu son dönemde hızla toprak kaybeden altı asırlık koca imparatorluk çareyi "cihat" çağrısında aramış ancak aradığını ne acı ki bulamamış, bulamadığı gibi de din kardeşim dediği, gayrimüslimlere karşı aynı safta savaşmasını istediği Müslüman Arap kardeşleri tarafından ihanete uğramış, sonuç olarak Afrika kıtasındaki topraklarını kaybetmiştir. İngiliz ajanı Lawrence tarafından kaleme alınan bu kitap Arap İsyanı'nın nasıl cereyan ettiğini, İngilizlerin isyana verdiği desteği, Arapların hangi stratejilerle ayaklandığını ve bu ayaklanma sonucunda din kardeşlerine karşı gayrimüslimlerle işbirliği yaparak bağımsızlığını(!) ne şekilde kazandığını anlatıyor. Lawrence kitabı boyunca ne Osmanlı adını kullanıyor, ne de İslam'ı: Türkler diyor. Tüm mücadelenin Türklere karşı verildiğini anlatıyor. Anadolu'nun garip, yoksul evlatlarının çöllerde nasıl heder olduğunu; Müslüman Araplarla bir olup
Çölde İsyanT. E. Lawrence · Kronik Kitap · 2023207 okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2024 68. kitabı
Bugüne de kadar birçok esere konu olmuş Ermeni olayları ve soykırım iddiası bir de Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Halaçoğlu kitabını Amerikan Arşivleri, İngiltere Arşivi, Alman Dışişleri Bakanlığı Siyasi Arşivi, Fransa Arşivi, Rusya Arşivleri, Osmanlı Arşivi, Türk Tarih Kurumu Arşivi ve çeşitli araştırmalarla desteklemiş; kitabın sonundaki kaynakçaya da birçok yazılı belgenin birer nüshasını eklemiştir. Görülüyor ki resmî kaynaklara başvurulduğunda ve arşivler incelendiğinde Türklerin Ermenilere soykırım yapmış olması söz konusu bile olamaz. Aksini ise yine birçok kayıtlı belge fazlasıyla desteklemektedir. "Gelin, tüm arşivleri ortaya dökerek bir araştırma yapalım ve sonuca varalım." denildiğinde Ermenistan'ın bunu kabul etmemesi durumun özetidir.
Sürgünden Soykırıma - Ermeni İddialarıYusuf Halaçoğlu · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2006219 okunma
10/10
·720 syf.··
2024 51. kitabı
"Doğal seçilim, çaprazlama, varyete, evrim..." 1800'lü yıllarda "HMS Beagle" adlı gemiyle dünyanın birçok yerini dolaşarak -4 yıl, 9 ay sürmüştür- gözlemler yapıp; bulduğu hayvan örnekleri, fosiller, deniz kabukları ve birçok veriyle ülkesine dönmüştür. Uzun deneyler, gözlemler, araştırmalar sonucunda dünyadaki tüm canlıların kökeni ve onların nasıl türedikleriyle ilgili o ünlü teorisini ortaya koymuştur: Charles Darwin ve Evrim Teorisi. İlk akla gelen, insan soyunun maymundan türediği söylemidir ancak 700 sayfalık kitapta bu konuya sadece 1 sayfada değinmiştir. Teoriyi ayrıntılı olarak bir başka eserinde -İnsanın Türeyişi- işleyecektir. Gelmiş geçmiş tüm canlıların nasıl türediği, ilk atalarının kimler olduğu, bugün onları nasıl değerlendirmemiz gerektiğiyle ilgili döneminin şartları ve teknolojisiyle bu eşsiz eseri ortaya koymuştur Darwin. Teoriyi maymuna indirgemek, yapılan diğer tüm çalışmaların ve bilimsel bulguların başarısını, gerçekliğini gölgelemek olur. Kendisi de teori sözcüğünün anlamının farkındadır ve söylemlerinde kesin kanıya varmamaktadır. Ancak günümüz teknolojisi, gen haritası ve DNA gibi bilimsel bulgular Darwin'in çoğu görüşünde haklı olduğunu kesin bir dille ortaya koymuştur. Söylemleri ve ortaya attığı bulgular dönemin birçok dini inancı tarafından eleştiri odağı olmuş fakat kendisi yapılan tüm yorumlara kulağını tıkamış ve sayfa 638'de şöyle demiştir: "Muhtelif güçlerinin, Yaratıcı tarafından başlangıçta birkaç ya da tek bir forma üflendiği bu yaşam nazarında bir ihtişam vardır ve bu gezegen yerçekiminin değişmez yasası uyarınca dönerken, bu denli basit bir başlangıçtan en zarif ve harikulade, sonsuz çeşitlilikteki formlar evrilmiştir ve evrilmeye devam etmektedir."
Türlerin KökeniCharles Darwin · İş Bankası Kültür Yayınları · 20243,151 okunma
10/10
·216 syf.··
2024 35. kitabı
Yazar, daha önceki eserlerinde -"Türkçe Off ve Dedim:Ah!"- olduğu gibi bu kitabında da Türkçenin doğru kullanımı ve dil bilinci konularını ele alıyor. Kitaptan hareketle Türkçenin bugünkü durumu, diğer dillerle karşılaştırılması ve Osmanlı Türkçesinin -Osmanlıca değil- bir devamı niteliğinde olması konuya bir hayli ehemmiyet (önem) kazandırıyor. Bu önemli konuyla ilgili olarak: Dilimize yerleşmiş bazı Arapça ve Farsça sözcükler bize mal olmuştur ve artık bizimdir: merdiven, sehpa, bakkal, kalem gibi. Ama bazı Arapça ve Farsça sözcükler vardır ki bunlar zorlamadır, dilimizde zaten karşılığı vardır ve kullanımı gereksizdir ya da özentilikten ibarettir: dikkatini celbetmek, iktifa etmek, müteakip, maarif gibi. Bir diğer konu ise Harf Devrimi. Çinliler Çin, Japonlar da Japon alfabesini kullanırken bizim Arap harflerini terk etmemiz aynı kefeye konuluyor. Uygur ya da Göktürk alfabesini terk etseydik karşılaştırma doğru olurdu ama bu durumda doğru değil. Arap alfabesi, İslamiyet'in kabulüyle birlikte uzun yıllar Türkler tarafından kullanılmıştır. Harf Devrimi, sanıldığının aksine Cumhuriyet Dönemi'nde değil Osmanlı'nın son yıllarında yapılmak istenmiş ama gerçekleşmemiştir. Ve yanlış bilinen ya da çarpıtılıp duyar kasılan bir diğer konu ise insanlarımızın bir gecede cahil kaldığıdır. Osmanlı'da %1 bile olmayan kadın okuma-yazma oranı ve %10'a ancak çıkabilen erkek okuma-yazma oranı bilinirse insanlarımızın zaten okuma ve yazma konusunda bir hayli yetersiz olduğu akıl sahipleri tarafından kolayca anlaşılır. Arap alfabesi, Türk dilinin ses özelliklerini tam olarak yansıtamadığından ve el yazmalarında ciddi bir anlaşılmazlığın oluşması sonucunda terk edilmiş; yerine çeşitli sesler eklenip çıkarılarak Latin kökenli Türk alfabesi kabul edilmiştir. Ayrıca alfabe öğrenmek, dil
Ama Önce Türkçe!Feyza Hepçilingirler · Sia Yayınları · 202317 okunma