Yapacağım şey her ne olacaksa bundan pişman olmayacağımı biliyordum. Her şeyin bir şeylerle arasında ince bir çizgi vardı. Gururla aptallığın, cesaretle yüzsüzlüğün , siyahla grinin, kızgınlıkla kırgınlığın, acıyla anlaşılmamanın, benimle onun arasında ince bir çizgi vardı. Ve ben o çizgiyi aşmak üzereydim.
"Gölgelerden kaçma, Maya. Onu duy, geceyi üzerine giy, bırak karanlık fısıldasın sana. Sen busun, benim güzel siyahım. Aksini iddia etmek haksızlık olur. Bırak üzerini karalamak istiyorlarsa denesinler. Onlar senin eşsiz ruhunun rengini göremezler. Bırak, seni beyazdan ibaret sananlar, seni kirlenmekle suçlamayı denesin; sen siyahtan da ibaret değilsin, renklerin hepsini üzerine giymişsin. Bütün renkleri kirletirsin ama üzerine sinmelerine izin vermezsin. Siyah, çok uzun zamandır sensin."
Maya Efnan.
Çaresizliğin soyadı.
Terk edilişlerin ülkesinde, çırılçıplak ortada bırakılmış gece saçlı kız. Güzel siyah.
Gözlerinin derinliğinde dünyanın tüm acılarına meydan okuyan, biraz sevgi kırıntısı için dünyayı yerinden oynatan kız.
Bütün insanlığın umudu sanılırken, iki dünyayı birbirine düşürüp hayatları zindan eden küçük çocuk.
Ve şimdi, kanlar içinde yerde yatarken dünya kilometrelerce öteye yuvarlanmış, güneş doğmayı bırakmış ve ay bile geceye küsmüştü. Kelimelerin canı tükenmiş, yağmur toprağa sırtını dönmüştü.