"Yehoiakim'in kızı bakire Meryem. Benden korkmuyorsun. Zaten hiçbir ademoğlu'nun
benden korkmasını istemem. Avcı avının zamansız korkup kaçmasını ister mi? Elbette ki ateşten yaratılan avcı, topraktan yaratılan av olacaktır. Senin fani bedenin kısa süre içinde toprak olacak. Ve hiç şüphen olmasın ki Ademoğlu bir gün oğlunu ve babasını unutacak. Ademoğlu iyilik yapmak için ebedi cezalandırılmadan korktuğu sürece, benim krallığım hüküm sürecek! İkna olmadın mı?
Aelius, Roma ve Pers imparatorlukları arasında ezelden beri süren savaşlarda, Perslerin ne kadar acımasız olduklarını, esir aldıkları Romalı askerlere uyguladıkları infazlardan biliyordu. İnfaz edecekleri suçluları önce çırılçıplak soyup bir kayığa sıkıca bağlıyorlar ve sadece süt ve bal ile besliyorlardı. Kayığın içi kendi dışkıları ile dolmaya başladığında bu defa kayığın hem içine hem de dışına bal sürüyorlar ve böceklerin gelmesini bekliyorlardı. Bu sırada mahkumun etlerini de kemiriyorlar, etin içine yerleşiyorlar, hatta yumurtluyorlardı. Haftalar süren bu işkence mahkumun acı içinde enfeksiyondan ölmesiyle sonuçlanıyordu.
"Hz. Meryem biz Müslüman'lar için de kutsaldır. Kur'an-ı Kerim'de der ki, 'İmran'ın kızı Meryem 'i de. Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece biz ona ruhumuzu üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tastik etti. O, rabbine gönülden bağlı olanlardandir. Ayrıca kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de de geçen tek kadın ismi Meryem Ana'nın ismidir."