Aristoteles’in gözleri önünde, bir değişmeler zinciri belirir: Topraktan ağaçlar biter. Ateş ağaçları yakar, duman göklere uçar, buğu doğar. Buğudan da su.
Sudan yine, ırmakların dibine balçık halinde çöken toprak meydana gelir.
Zincir tamamlanmıştır: Toprak-Ateş-hava-su ve yeniden torprak.
Dünya, dört ana unsurdan kurulmuştur. Empedokles de ayn fikirdeydi.
Bu dört unsur arasında, hep biri digerine çevrilir.
Doğa yorulmadan, yeni yeni varlıklar yaratır ve bunların her biri, kendisinden öncekinden mükemmeldir.
Doğa, mükemmelliğe birden erişemez. Çünkü madde buna direnir. Mermerin, heykeltıraş kalemine direndiği gibi. İnsan gerçekten son basamak mıdır ?
İnsan özgürlüğe kavuştuğunu sanıyordu. Oysa, özgürlük, birlikte köleliği de getirmişti.
İnsan gerçeğe yaklaştığını sanırken gerçeğe giden yolun üstünde batıl inançlardan ve önyargılardan bir duvar yükseliyordu.
İnsan zenginlikleriyle övünüyordu. Oysa zenginlikle yoksulluk el ele gelmişti.
İnsan demir eritmeyi öğrendi. Ama demirden hem pulluk, hem kılıç yaptı.