İnsanın kalbinde hissettiği boşluk, yokluk ve hiçlikten bir boşluk değildir. Yoksa bir boşluk olduğu halde neden bu kadar ağır olsun? Hayaller, özlemekler, ayrılıklar, yoksunluklar, türlü sızılar ve hatıralarla dopdolu bir yerdir.
İnsan, her şeyin bulutların geçişi gibi geçip gittiği böyle bir dünyada yaşayacak ve hiçbir şeyi özlemeyecek mümkün mü? Ayrılığın bu kadar kaçınılmaz olduğu bir yerde kalplerimizi diri tutan özlemektir.
Aklıma mı yoksa kalbime mi güvenmeliyim? Ben tek tek ikisine de güvenmem. Tek başlarına kaldıklarında ikisinin de beni tehlikeli sulara sürükleme ihtimalleri var. Ancak illa birini seçmem gerekirse kalbimi seçerim. Çünkü insan kalpsiz bir akıl ile başkalarına kötülük edebilir ama akılsız bir kalp ile ne edecekse kendine eder.