Milletlerin siyasi kuvvet ve rolleri bulutların oluşumuna benzer. Hiçbir anları için istikrar mümkün değildir. Bugün mağlup bir millete uygulanan haksızlık yarın yok oluşu gerçekleşecek diğer bir kavme de aynen uygulanacaktır. Çünkü bu alemde yok olmaktan korunmuş bir mahluk yoktur.
Her milletin mahkemeleri bugün yüksek sesle vicdanı, kanunu, hakkı insaniyete karşı bağırmaya cesaret edebilseydi; çoktan haksız susar, adalet yerini bulurdu.
‘Hak nedir?’ deyince bugün ‘kuvvettir’ korkunç cevabı karşısında bulunuyoruz. Kuvvet hak olduktan sonra ‘güçlü’ maddi manevi bir mahkemenin ara buluculuğuna lüzum görmez. Meseleyi silahıyla çözer.