Sare

Sare
Gönül hoşluğunun gramı kaça ? Sohrab Sepehri
İçimde gürültülü adımlar dolaşıyor. Kısamıyor, baş ağrıtıyor, gözünü açamıyor.. Gözlerimde buğulu perdeler kendini rüzgara bırakıyor Savruluyor, açamıyor gözler perişan. Dolaştığım sokaklardan inat içime doluşan sesler var Sesi kısarak yürümeye çalıştığım yollar ve yemeği bırakamadığım zamanlar.. Epey de kilo aldım.. Yandığım yakamadığım içimde biriktirdiklerim var..
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“ Sabah akşam Rablerinin rızasını umarak O’na dua edenlerle beraber sabret.” (Kehf Suresi/28)
Birikti kalıntılarım. Diriliş mecralarım. Kurgu atölyelerim. Yorgun düşlerim. İç çekişlerim. Kalabalığım. İçindeki kendimi arayışlarım. İçimdeki seslerim. Sözlerim. Yaldızlarım. Sokaklarında gezindiğim fısıltılarım. Yoruldu ve ağırlaştı tüm uysal hücrelerim. Zamanla. Tek bir hücrem kaldı modern mahallemde bana ait. Hepsi ona ait. Hamd O’na ait. Varoluş söz ses yıldız sokak hücreler bana ait. Hayret şükür.. Hamd O’na ait. Yorgunluğumun iç çekişindeki tek diri ve canlı şükür O’na ait. Başlangıcım sonum yolculuğum özüm sözüm O’na ait. Kayboluşum O’na ait.
Ne yüce duyguların gölgesinde hisler ezdik. Hisleri ezdik titreyen ışığın gölgesi altında. Ezildik, parçalandık, bölüşemedik göğü. Bölüşemedik ekmeği, bölüşemedik toprağı. Aşk kaldı düğümlendi boğazlarda, yutkunamadık. Kurban ettik pervasızca ölecek ellerin diyarında. Aşk tam da keşkeler sokağında üşümek demekti. Ah’lar saatinde geceleyin karanlığı solumaktı. Derince, korkarak ve sessizce dualar ederdi. Olmadı, sesler karışmadı, çarpışmadı omuzlar. Hiç yokmuş gibi gömüldü kendine dahi itiraf edemeden. Aşk abdest almak demekti. Farzı yerine getirememek minvalinde abdest şarttı. Varoluş için aşk şarttı. Ama biz onu bile gömdük. Göğe gömdük, toprağa sardık. Dünyanın sıkışmasına, dengelerin bozulmasına izin verdik. Gömdük ki bu hale geldik.
Üzülmedim Diyemem ey aşk, yaptığını beğendin mi: yetimler gibiyim ziyafetten aç dönen ters yakılan sigara, hemencecik söndürülen- yoksulluk ile vakit geçer mi… uyanmış kalmışım, nasıl bir şey bu toprağa baktım, yerinde yoktu; şiirden aşağıya attım kendimi düşerken düşündüm, ölmesem mi. anlatıyorum, hiç konuşmadan, buğdayın içini dökmesi gibi… bugün dalgınım, dün de dalgındım aç bile değildim aynaya bakmasaydım dünden kalmış yemekleri yerken ki gönülsüzlük gibi burdayım… burayı sevmiyorum, bahsetmişimdir. unufak olmak iyidir olmamaktan yarabbim bilir bu bozuk güzellik, kalbimi yoran… bir sandalye çektim zor günlerin altına ah ama, kimse yüz vermiyor bana, sandalye bile beni çağırıyor, yarım kalan ne varsa