Söylencesiz biri “aslında köklerinden kopmuştur. Ne geçmişle ne onunla birlikte yaşamaya devam eden soyuyla ne de içinde bulunduğu insan topluluğu ike gerçek bir bağı vardır.
1913’te dünya ve toplumun görünümü şöyleydi: hayat bütünüyle kuşatılmış ve zincirlenmiş. Bir çeşit ekonomik kadercilik hakim; her bir bireye istese de istemese de belirli bir rol biçilmiş ve rol ile birlikte karakterleri ve çıkarları atanmış. Kilise önemsiz bir “kefaret fabrikası”, edebiyat ise bir emniyet subabı görülüyor.
Sürekli karşımıza çıkan en önemli soru şu: Bir yerlerde bu durumu bir son verebilecek kadar büyük bir güç var mı Eğer yoksa, insan bu durumdan nasıl kurtulabilir.