Yüzlerinde parlayan cennet nimetlerinin verdiği parıltıyı, misk kokan içeceklerden içtiklerini,nefis beyaz incilerden yapılmış konutlar içinde kırmızı yakuttan yapılma minberlerde oturduklarını tefekkür et.Onlar cennette ,harikulade güzellikteki yeşil halılar üzerinde yastıklarını yaslanarak şarap ve bal akan ırmakları seyrederler.
İnsanoğlu şu cehalet ve kibir hastalığından bir kurtulabilse, Allah’a itaat yolundaki meşakkatlere katlanmanın ,kıyamette hesabı beklemekten daha kısa ve orada terlemekten daha kolay olduğunu kavrayabilecektir.
Kabrin darlığı,onun insanı nasıl sıkıştırdığı ve buna karşın kızım Zeyneb’in zayıf ve güçsüz biri olduğu hatırıma geldi.Bu bana çok sıkıntı verdi.Ben de Allah’a dua edip kızımdan kabir azabını hafifletmesini istedim ,duamı kabul etti .Fakat kabir onu öyle bir sıktı ve üzerine daraldı ki ,doğu ile batı arasında ,insanların ve cinlerin haricindeki bütün mahlukat onun sesini işitti.
Kabirdeki ölü ,boğulmak üzereyken yardım isteyen kimse gibidir. Babasından ,kardeşinden veya bir dostundan gelecek olan yardımları bekler durur.Ona bir yardım ulaştı mı bu ona dünya ve içindekilerden daha sevimli gelir. Hayattakilerin ölülere göndereceği hediyeler dua ve İstiğfarlarıdır.